Kategoriler
Kişisel Siyaset

ABD’nin Yeşil Kuşağında Kanı Dökülen Masumlar: Filistin

filistin

Yaş itibari ile bir çok şeyi doğru düzgün bilemiyoruz. eksik biliyoruz, yanlış biliyoruz, yalanlara inanıyoruz, gerçekleri es geçiyoruz, gündemde ne varsa onu doğru sayıyoruz falan filan. Bildiğim, anlayabildiğim kadarıyla olup biteni aktarmak istiyorum.

Filistin’de yaşanan insanlık dramı gerçekten içimi dağlıyor. Ne desem kifayetsiz… İsrail gibi gözü dönmüş bir vahşi, Hamas gibi bana göre kesinlikle savunulmaması gereken maşa silahlı örgütle çözüme ulaşılabileceğini sanmıyorum.

Yazarak bir şeylerin değişmeyeceğini biliyorum, sadece farklı bir bakış açısını göstermek istiyorum.

İsrail’in yıllardır Filistin üzerinde süren baskısı, onları kapalı bir duvarın ardında yaşamaya mahkum edişi % 100 eminim ki hiçbirimizin tam olarak anlayamayacağı kadar büyük bir dram. Her ne kadar üzülüyoruz, acılarını paylaşıyoruz desek bile; “el elin eşeğini türkü çağırarak arar” öyle değil mi? Bu acıyı içselleştiremediğimizi, en azından kalıcı çözümler üretebilmek adına elimizi okkalı taşların altına sokmadığımızı kabul etmemiz gerekir. Bırakalım abi üzülüyoruz demeyi, üzülmen hiçbir şey ifade etmiyor. Ses çıkarmıyorsan sikime kadar yolun var, bir bok değilsin. Üzülsen ne üzülmesen ne?

Yıllardır sürüyor Filistinlilerin İsrail’in insanlık onuruna zerre yakışmayan bu vahşi aptallığına son verme girişimi. Gel gelelim bir dönem dünya tarafından daha bir saygınlığı olan bu haklı mücadele Hamas ve diğer İslami terör örgütleri nedeniyle eskisi kadar bir sempatiye sahip değil (ne yazık ki). Biz Müslümanların büyük bir bölümünü oluşturduğu bir ülke olduğumuz için nispeten daha hassasız diğer ülkelere göre ama emin olun dünyanın geri kalanı Filistin’e bizim baktığımız gibi bakmıyor, bakamıyor! Çünkü İslami Terör denilen bir olgu var artık dünya üzerinde. Emin olun İslamofobinin, İslam ülkelerine 3. dünya ülkesi muamelesi yapılmasının, İslam ülkelerinin bir yerlere gelemeyişinin ardında İslam’ın siyasete ve farklı stratejilere adapte edilmesi yatıyor.

Bunda Sovyetler Birliği’nin yıkılışının da etkisini küçümseyemeyiz. Emperyalist ülkelerin kendi bahçelerinde dövüşmek yerine bir başkasının bahçesinde tıpkı pokemon seçer gibi başkalarını dövüştürmesi, kendi bahçelerine zerre kan sıçratmadan güç elde etme gayreti artık çığrından çıkan bir strateji oyununa dönüştü.

Br_Qk4yIUAAw8KR

Kabul etmeyi eminim istemeyeceksiniz fakat İslam şu an emperyalizmin elinde bir maşa olarak kullanılmaktadır. Bilhassa ABD’nin Rusya’nın kızıl kuşağına karşı olarak yeşil kuşak hamlesi Frenkeştayn’ın kalbini oluşturmaktadır. Sakın ola hakaret olarak algılamayın, sadece Ortadoğu’daki duruma bir göz atın hak verirsiniz vermezsiniz o sizin pratik zekanıza kalmış.

Sovyetler Birliği komünizmi yaymaya çalışırken ABD buna engel olabilmek için materyalizmin karşısına güçlü ve radikal bir islami gücü dikmekte buldu, ki bunda da gayet başarılı oldu.

Filistin halkı İsrail Devleti kurulduğu günden bu yana hep çile doluydu. Mücadeleleri hep sürdü, sürmeye devam edecek fakat bu süren mücadele kime yarıyor, nasıl bir etki bırakıyor bunları da görmemiz şart. Yıllar önce Sovyet destekli FHKC partisi de silahlı mücadele veriyordu fakat şimdinin Hamas’ı gibi sivillere yönelik eylemlerden tümüyle uzak bir şekilde, doğrudan İsrail silahlı kuvvetleriyle çatışıyor, mücadele kendi içerisinde bir etiğe tabi olarak sürüyordu. FKHC; Hamas gibi bir islam devleti kurmak, İsrail’i tanımamak gibi bir strateji de izlemiyordu, gayeleri insanca yaşamaktan başka bir şey değildi.

FHKC (Filistin Halk Kurtuluş Cephesi) en büyük isyan çığlığıydı. Ta ki yukarıda bahsi geçen ABD destekli İslamı referans alan örgütler ön plana çıkana kadar.

FHKC hakkında über bilgiye sahip değilim, yalnızca İslamcı örgütlerden önce varoluduğunu, Sovyetler Birliği tarafından desteklendiğini, Marksist-Leninist bir siyasi parti olduğunu ve Deniz Gezmiş’in bir dönem eğitim aldığını biliyorum.

filistin-halk-kurtuluş-cephesi_31687

Bir de içlerinde çok enteresan bir ismin olduğunu…

Leyla Halid

Leyla Halid, Filistin mücadelesi içerisinde mutlaka konuşulması gereken bir kadın. Kısa hayat hikayesini okuduğumda ağzım açık kalmıştı.

leylahalid

25 yaşında Filistinli bir genç kız iken münasip bir eş bulup, baskıya boyun eğerek yaşamak yerine yumruğunu sıkıp tüm dünyaya öfkesini duyurmak için uçak kaçırmış biri. Evet uçak kaçıran Filistinli bir kadın! Tam 4 kez dünyanın Filistin’de olup bitenlerle ilgilenmesi için yapıyor bunu, inanılır gibi değil.

İlk uçak kaçırma eyleminden sonra tanınmamak için burnu ve çenesinden tam 6 kez estetik ameliyat geçiyor.

Amsterdam’da bir uçak kaçırma eyleminde ortağı Nikaragualı Patrick öldürülüyor. Üzerinde bombalar olmasına rağmen patlatmak yerine teslim olmayı tercih ediyor. Sebebini sorduklarında ise “bombaları yalnızca korkutma amacıyla taşıyordum, hiçbir zaman masum insanlara zarar gelsin istemedim.” cevabını veriyor.

Leyla Halid, o dönem tüm dünyanın tanıdığı çıtı pıtı bir arap kızı, özgürlük savaşçısı bir hava korsanı haline geliyor. Duvarlar onun resimleriyle doluyor, herkes Filistin’i konuşuyordu. Filistin uğruna verdiği mücadele nispeten etkili olmuş, gözleri yurdundaki acı ve zulme çekebilmişti. En azından şimdinin antipatik Hamas’ı gibi değil daha sempatiyle ve hak verilebilir yanları bulunabilen bir algıyı sunuyordu dünyaya.

leylakhaled

Mücadelenin kısa tarihini yalan yanlış bildiklerimle aktarmak, sadece Filistin değil diğer İslam ülkelerinde dökülen kanların sebebini ararken bu perspektiften bakmanın sanki biraz daha doğru olabileceğini not düşmek istedim. Türkiye’yi de bu yeşil kuşak içerisinde değerlendirmekte fayda var sanıyorum. Malum siyasal islam vs. mevzularını ve ABD’nin yılmaz müttefiki olma sebebimizi mantıklı bir zemine oturtabilmeyi de kolaylaştırıyor sanki bu proje.

Hamas’ın intihar saldırıları, barış yanlısı olmaması, izledikleri akla mantığa uymayan strateji İsrail’in işgal ve katliamı için bahaneler üretmesine müthiş yardımcı oluyor, bunu görmemiz gerekiyor. Mazlumun tarafını tutarken Filistin’in içindeki iltihabı, yani Hamas’ı da görmemiz gerekiyor. İsrail’in Filistin içinde yer alan bilinçsiz truva atı olarak görüyorum ben onları. Çocukları roketlere kalkan olarak kullanma girişimleri ise ne kadar insancıl bir örgüt olduğunu gözler önüne seriyor. En az İsrail kadar suçlu, en az İsrail kadar zalimdir Hamas. Kime çalıştıklarını görmeliyiz bu adamların!

Keşke tüm dünya İsrail’e haddini bil ulan şerefsiz diyebilse… Keşke tek bir çocuğun ayağına taş değerse çıktığın yere geri sokarım seni amk Netenyahu’su diyebilse birileri. Diyemiyorlar. Hem çıkar ilişkileri, hem dünyaya pompalanan algı, hem bin yıl yaşamayı garanti altına almış güçlülere dokunmayan yılan kurnazlığı… Her zaman olduğu gibi olan yine garibana oluyor.

Sözün özü:

Hamas, İsrail ve ABD köpekliği yapmaktan başka bir işe yaramıyor. İsrail’in canı Filistin ile ilgili bir şey yapmak istese hemen Hamas devreye giriyor ve gerekeni yapıyor. IŞİD’e de iyi bakın, İsrail ile ilgili hiçbir tepkileri yok, bu size enteresan gelmiyor mu? 11 Eylül saldırı senaryosuna bakın? Mısır’a bakın. Lübnan’a bakın. Tüm Arap ülkelerine bakın. Hangisi gırtlağına kadar boka batıran ABD hakkında bir tepki koyabiliyor? Hangisi İsrail’e sesini çıkarabiliyor?

 

 —

Nefret etmekten nefret ediyorum ama İsrail ve Hamas’tan, Hamas’a silah yardımı yapanlardan(Türkiye hariç değil), İsrail’e sözüm ona düşmanca tavır takınıp arkasından sırtını sıvazlayanlardan, meseleleri silah ile çözmeyi tercih edenlerden, göstermelik üzüntüler sergileyenlerden, acıları yarıştıranlardan, uğruna kan dökecek kadar bir şeyleri sahiplenenlerden nefret ediyorum. Artık masum insanların ölmemesi için bu dünyadan tez vakitte siktirolup gitmelerini diliyorum.

Ben bu dünyayı kabul edemiyorum abi, ağzına sıçayım ya. Ya hep birlikte bir meteorun altında kalarak ölelim ya da eşit olarak yaşamaya başlayalım artık, yeter! Ne ülkenizi çok sevin, ne toprağınızı, ne dininizi, ne bir başkasını. Hiçbir şeyi insan öldürecek kadar çok sevmeyin! Dünyada hiçbir şey o kadar çok sevilmez, vazgeçin! 

 

Kategoriler
Edebiyat

Nasıl Kindle satın alabilirim?

Amazon.com_LogoBildiğiniz üzere Amazon.com adlı dünyanın en büyük alışveriş sitesi dünyanın en sevimli ülkesi olan Türkiye’ye ürün satmıyor. İyi de ediyorlar bence, çünkü ellerindeki o devasa ürün yelpazesi ile bizleri tüketimin nirvanasına ulaştırır evde yorgan yastık yer yine de teknolojiden ve bilimum gereksiz alet edevattan kendimizi alamazdık gibime geliyor. Evet pozitif bakmakta fayda var, yoksa ben de biliyorum buradan lanetler okumayı ürün satmadıkları için. :D

Konumuz Amazon üzerinden Türkiye’ye nasıl Kindle getirilir?

Eğer Amerika’da bir tanıdığınız yoksa ve Amazon’a kayıt olurken geçerli bir Amerika adresi bildirmediyseniz zaten ürün filan satın alamazsınız. Bu da demek oluyor ki ilk sorunumuz adres! O zaman; ordular, ilk hedefimiz Borderlinx diyorum!

Borderlinx ile nasıl hesap açılır gibi çok gereksiz bir konuya girmeyeceğim. Yani sen tut facebook hesabı aç, mail hesabı aç, git ask.fm lerde, tumblr’larda fink at sonra gelip bana Borderlinx’de nasıl hesap açılır diye sor. Kafa atarım adama kafa!

Borderlinx’de temel düzey internet bilginizle açtığınız hesap ile birlikte size cillop gibi iki adres sunulmaktadır. Bu adreslerden biri yunaytıd kingdım, diğeri ise yunaytıd steyts of amerika oluyor. Biz Kindle denen dünya tatlısı aleti alabilmek için 17.YY’da keşfedilen ve bölgenin yerel halkı olan Kızılderililere soykırım uygulayan, petrol için yapmayacağı şerefsizlik kalmayan insanların da içerisinde hatta en tepesinde bulunduğu ve benim oturduğum yerden onlara lan ne kadar rererösünüz diyerek isyan edip onların ceplerine daha rahat nasıl para akıtabiliriz diye blog yazdığım Amerika’dan alacağız. (cümlenin de bokunu çıkardım farkındayım, uzadıkça uzadı valla kusura bakmayın.)

Amerika adresimizin olduğu sayfayı açık bırakıp gidip yeni bir Amazon.com üyeliği alıyoruz ve üye olurken adres satırına Borderlinx’in verdiği adresi yapıştırıyoruz haliyle. Yani o kadar anlattım zaten bunu tahmin etmiş olmanız gerekirdi. Sürpriz olmadı di mi Amerika adresi alıp adres satırına yapıştırmak. :D

Her neyse üye olduk, şifremiz filan var. Bu durumda konektikıt’daki losencılıs’daki lanet olasıca bir zenciden ya da kahvesine donut bandıran geri zekalı polislerden hiçbir farkımız yok. Onlar alabiliyorlarsa biz de her dilediğimiz şeyi alabiliriz şimdi bu içine tükürdüğümünün sitesinden! Fakat bir engelimiz var dostlar, bizim sevimli ülkemiz yurtdışından getirilecek ürünler için 75(euro işareti) sınır koyuyor ve eğer o bedeli aşarsanız şlak diye yapıştırıyor bilmem ne vergisi, konşimento vergisi, sonra yine bir bilmemne vergisi falan filan bir sürü şey. Henüz (iyi ki) başıma gelmediğinden ne şekilde vergilerle ızdıraplar yaşanacağını tatmadığım için size önerim ne alıyorsanız alın 75(euro işareti)yu geçmeyin.

kindletouchEvet ilgili sayfadan Kindle’ı sepetimize ekliyoruz, kargo kısmında 1-8 days free shipping seçeneğini seçiyoruz adeta ben fakirim diye bağırırcasına. Kusura bakmayın ama fakirlik filan değil aslında bu biraz da ego tatmini, çünkü Türkiye’de gollum gibi fiyatlara satılan bir ürüne en ekonomik nasıl sahip olurumun mücadelsi bir bakıma.

Ödememizi yaptık, kargo durumunu seçtik ve ürünün Borderlinx’in bize sunduğu içinde Rihanna, Tom Waits gibi güzel insanların da yaşadığı Amerikan toprakları içinde hareketinin tamamlanmasını yani verdiğimiz adrese ulaşmasını bekliyoruz.

Aradan bir kaç gün geçecek ve ürün Borderlinx’in Dayton adresine ulaşacak. Bunun akabinde size bir mail gelecek ve o mail diyecek ki; “Birader kusura bakma rahatsız ediyorum ama kapıya bi adam geldi, kutu filan getirdi ben onu aldım, göndereyim mi sana?” siz de Borderlinx ekranında bakacaksınız ki o gelen kutunun fiyatı ne kadarmış? Çünkü bu cinsine tükürdüklerim adam kazıklamak için yer arıyorlar. Tabi biz öyle çakallara para kaptıracak çömezler değiliz, merak etmeyin kurban olduklarım arkanızda ben varım. Eğer ürünün size gönderilmesi için istenen bedeli 12$’dan fazla ise hemen live chat ekranında “aga bu ne?” diyorsunuz ve ürünü aldığınız amazon linki ile birlikte invoice çıktısını pdf ile gönderebileceğinizi söylüyorsunuz. Bizi kazıklamaya çalışan uyanıklarda “hacı bi dakka ya kuzenim yazmış kusura bakma” diyor ve fazla yansıtılan ücreti hemen bizim beklediğimiz fiyata çekiveriyor. ;) (ben alırken ürünün bedeli hızlı gönderimle 12$ görünmüştü fakat arkadaşıma alırken onda 39$ gibi bir rakam çıkmıştı, hemen übersonik ingilizcemin dibine vurarak adamları insani rakamlara davet etmiş ve muvaffak olmuştum.)

Şimdi ben başta dedim ya bu saatten sonra size basit Borderlinx’e kayıt işlemini mi anlatacağım diye. Heh işte anlatmadım çünkü biliyorum Borderlinx’e kayıt olurken oradaki gönderim adresi kısmına Türkiye’deki adresinizi yazacağınızı. Yani aksini yapmış olamazsınız, yaptıysanız ahahaha diye gülerim bak çok ciddiyim! :D

Evet ürün Dayton’dan yaklaşık 4 günde dünyanın en sevimli ülkesi olan Türkiye’ye geliyor ve DHL adındaki übersonik kapitalist ama iyi hizmet veren firma kapınıza kadar getiriyor güzeller güzeli Kindle’ınızı. Utanmasalar açıp kitabı onlar okuyacak bak o kadar da iyi hizmet veriyorlar, ciddiyim!

Şimdi anneye anlatır gibi anlattığım Kindle denen teknoloji harikası cihaza nasıl sahip olunur adlı son derece ciddi satın alma rehberime burada son veriyor ve yarım kalmış Alan Durning – Ne Kadarı Yeterli? Tüketim Toplumu ve Dünyanın Geleceği adlı şuan yazmış olduğum yazıya tümüyle ters olan kitabımı okumaya gidiyorum.

Amerika’ya lanetler ederek nasıl onlara para kazandırabiliriz? adlı makalemin sonuna geliyor, tüm kitap severlere iyi okumalar diliyorum. :)