Bir karış 1

Bir karış

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

bir karış

Hakettiğimi düşünüyorum aslında bu gece eğlenmeyi. Mutlu olmalıydım. Doğum günüm benim bu gece hem çifte anlam taşıyor yani bilenler bilir.

Gece duş almıştım, saçlarım kıvırcıktır benim biraz da uzun olduğundan dolayı resmi ortamlara pek uygun bir görüntü olmuyor. Yol boyunca en azından berem kafamda olsun ki saçlarım bir nebze olsun yatışsın dedim.

Bir fincan kahve hazırlamıştı annem, sabahın 06:00’nda ne kadar iyi gelmişti anlatamam. Hızlıca hazırlandım. Babamdan navigasyon cihazını ödünç istedim, aslında yandex navigasyon var ama onun sesi çıkmıyor nedense iphone’da. Bilemedim ben yolumu, teknolojiye emanet ettim kendimi.

Ceket ile araba kullanamam ben genellikle sol arka koltuğa koyarım, yanında çantam ve bu kez evraklarım da vardı. Rocco şeker vardı hemen sağ tarafımdaki bölmede, bir tane atıverdim ağzıma. Aynalarımı kontrol ettim, emniyet kemerimi taktım ve vitesi boşa alıp arabayı çalıştırdım. Farlarımı yaktım. Sokaktan sakince ayrıldım.

Radyoda salak saçma şeyler vardı. Joy FM, Capital, Fenomen sabah saatlerine göre saçmalıyorlardı ya da benim istediklerim onlar değildi. Yolum uzundu. Müziğim bu olmamalıydı.

Daha yeni başlıyorsun Varol dedim kendi kendime. Best FM’deki Gazoz Ağacı’nı dinleyerek otobana bağlandım.

Trafik kazasından bahsediyordu, Maslak civarında olmuştu yanlış hatırlamıyorsam, yolcu otobüsü devrilmiş çok sayıda kişi ölmüştü. Harika! Güne başladığım habere bakar mısın?

Doğum günüm bugün, içimdeki o korkuyu yine hatırlamadım desem yalan olur. O müthiş ironinin beni bulacağına sebepsizce inandırdım nasıl olduysa kendimi. Gece de Schumacher’in kazasıyla ilgili bir şeyler paylaşmıştım facebookta. Sakin dedim Varol, sakin.

Yağmur yağmakla yağmamak arasında gidip geliyordu. Sileceği sürekli çalıştırsan gacır gucur camdan ses geliyor, ara ara ben temizletsem camı çok uğraştırıcı oluyordu. Keşke çok yağsa saçma sapan bir yağmur dedim kendi kendime. Hiç yağmadı çok, hep çiseledi yol boyunca.

İstiyordum ki günün doğuşuyla birlikte eşsiz manzaralardan geçeyim, yolun tadını çıkarayım. Mupmutlu bir günüm olsun. Berbat bir dönemden geçiyorum çünkü.

Annem’in ameliyat olacak olması

Şirketteki yoğun tempom

Kendime hiç zaman ayıramayışım

Sigarayı bıraktıktan sonra yaşadığım boşluk hissini hala tam olarak dolduramayışım

Bazı baştan sona ego dolu insanların eblek eblek tavırlarına artık katlanamayacak yaşa gelişim vs.

Kabul edilebilir sınırlarda değildi benim için dünya, belki de mevsimseldir bilmiyorum ama ne bileyim. İyi değildi sanki hiçbir şey. Güzel şeylere ihtiyacım vardı. Manzaram, müziğim bana kendimi iyi hissetmem için şans tanıyacaktı.

Hava berbattı, kapalı, koyu, kasvetli olsa o bile güzel ama o da yok. Bok gibi resmen!

Bkuogi8IMAA3dZ4

Sakin sakin yolumda ilerlerken önümde büyük bir kamyonun arkamda da bir otomobilin olduğunu gördüm. Sollamak için mesafe gayet uygundu. Sola sinyalimi 5 saniye öncesinden açık tutmam ve aynadan epey geride olan otomobili görmemle sola geçmeye başladım. Şerit çizgisini eze eze ilerliyordum ki gerimdeki otomobil birden hızlanmaya başladı. Öyle böyle değil, şerit üzerinde arabanın yarısı geçmişken bu son sürat arkamdan kontrolsüz bir şekilde gelip beni sıkıştıracaktı. Hafif bir fren.

Islak ve kaygan zemin.

Önümdeki kamyon.

Kamyona doğru savrulmak.

Ona çarpıp airbaglerin açılmasıyla müthiş kuvvetli bir gücün içerisinde 9-10 tur kontrolsüz bir şekilde savrulmak.

Kamyonun damperinin benim üzerime çıkışı, ön tarafına diğer otomobili alıp ters dönüşü.

Bir karış daha içeri girecek damper ile başımın parçalanacak oluşu.

Kamyon ve otomobilin görenleri dehşete düşürecek şekilde iç içe geçip iki şoförün birden kamyonun içinden sağ çıkışı? Evet otomobil sürücüsü kamyonun içinden çıktı!!

Benim bir karış ile feci iğrenç bir ölümden kurtuluşum.

Sağ ön taraftaki mazarayı gördükten sonra Esma da benimle gelsin en azından yol arkadaşım olur diye aklımdan geçirip iyi ki gelmemiş diye içimden derin bir oh çekişim.

Birinin sigara uzatışı.

Yerlere saçılmış portakallar ve su şişeleri.

Ambulansın gelişi.

Hastaneye kaldırılışım.

Bir sedyeye bağlanışım.

Sedye üzerinde hastaneye taşınırken annemin hissedip araması ve benim hiçbir şey yok annecim dememe inanmayışı.

Röntgenler, muayene ve serum faslı.

Velhasıl kimsenin ölmeyişi.

Ölümün bir karış önüme kadar gelip orada duruşu. Ölümün gören kimsenin aklına mantığına sığmayacak şekilde 3 arabaya da uğramayışı.

Ölümün ben varım hem de doğum gününde diyerek yüzümü okşaması.

Kolumdaki bir kaç sıyrık ezik vs. den başka bir bokumun olmayışı.

Unutamayacağım çok doğum günüm oldu ama sanırım bu en harikasıydı. İnanılmaz bir şekilde bugün evimdeyim ve tek parça olarak bu satırları yazabiliyorum.

Doğum günü pastamı almış Esma, üfledim mumları. Bir dilim uzattılar. Hala yiyemedim. Bakıp bakıp duruyorum pastama. Gözlerim doluyor.

Duygu sömürüsü değil de ne bileyim yazmaktan başka hiçbir şeye gücüm yetmezmiş gibi hissediyorum şu an. K0nuşmak bile çok zor geliyor.

Bardağın boş kısmını gördüğümün farkındayım, bir kaç gün sonra kişisel devrimimi hala gözümün önünden gitmeyen o karelerle yapacağım muhtemelen. Yalnız zamana ihtiyacım var biraz.

2014 ve sonraki diğer yıllar sizden hiçbir isteğim yok 2013 gibi olmamanızdan başka.

 

4 Comments

Bir cevap yazın