• Home
  • /
  • Siyaset
  • /
  • Slavoj Zizek ve Alain Badiou Konferansı Notları
Slavoj Zizek ve Alain Badiou Konferansı Notları 1

Slavoj Zizek ve Alain Badiou Konferansı Notları

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

Çağımızın en ünlü iki filozofu Slavoj Zizek ve Alain Badiou Konferansı’ndan gelip sıcağı sıcağına yazayım dedim. Biraz not tuttum ikisinin de anlattıkları hakkında.

Konferansın konusu Küreselleşme ve Yeni Sol’du. Sohbet genellikle Şanlı Gezi Direnişi’miz üzerinden gitti. İki kuramcının direnişin farklı bir boyut kazanma sürecinde gözlemlerini aktarmaları gerçekten ilgi çekiciydi.

lox_Alain_Badiou_12_528263a

Alain Badiou

Badiou’nun anlattığına göre dünya üzerindeki mülkiyetin %50’sinden fazlası çok küçük bir grubun elinde. İnsanlığın huzur içerisinde yaşayabilmesi için mutlaka kapitalizm denilen vahşi köpeğin yok edilmesi gerekiyor. Kapitalizm çeşitli ülkelerde farklı şekillerde kendini gösterebiliyor. Bizim ülkemizde her ne kadar paradoksal bir anlam taşısa da İslami Kapitalizm uygulandığına dair görüşünü bildirdi. Açıkçası varlığından haberdar olsam da bu kavramı şu ana kadar irdelemiş değilim, üzerinde fikir beyan edecek kadar bilgim yok yani. Badiou’nun bu gözlemi hiç havada bir tabir değil ama ona eminim. Devam edelim.

Onun görüşüne göre (Badiou’yu gerçekten etraflıca araştırmış değilim) tüm bu saçma sapan düzenden kurtulmak için hiçbir klasik yol çözüm olmayacak. . Cidden merak ediyorum nasıl bir şeyi kastettiğini, konuyu araştıracağım. Kendisi de konferansın benim bulunduğum zaman diliminde detayına girmedi. Belki bir önceki gün yaptığı konuşmasında bahsetmiştir, bilemiyorum.

 

slavoj

Slavoj Zizek

Gelelim Zizek’e. Haysiyet kavramı üzerinde durdu ve Gezi Direnişimizin bizim bu uğurda verilmiş büyük anlam taşıyan bir mücadele olduğunun vurgusunu yaptı. Çok büyük işlere imza atıldığından bahsetti. Hükümetin gerçekten salakça davrandığına değindi.

Kapitalizmin artık insan fabrikaları açacak kadar şiddetli bir noktaya ulaştığını söyledi. Hindistan’da sırf işçi olarak çalıştırılabilmek için doğurulan bebekler olduğunu, bunların bazılarının batılı zengin ailelere satıldığını aktardı.

Ayrıca azılı bir kapitalizm düşmanı olmasına rağmen düşmanına hayranlıkla baktığını da beyan etti. Mükemmel tasarlanmış bir pislik anlamında bir şeyler söyledi. Düşündüğünde gerçekten mükemmel tasarlanmış, kendi içinde sürekliliğini devam ettirebilen, kusurlarını tamir edebilen, insanların zarar görmelerine rağmen hayran kaldıkları bombok bir şey.

Hani kültürel değerler, bir benlikten filan bahsederiz ya. Anadolu insanı, Karadeniz insanı filan. Zizek diğer ülkelerde de bu tür yerel değerlerin varlığından ve bu birikimin kapitalizm tarafından mükemmel bir silah olarak kullanıldığından bahsetti. Klişe olacak ama gölgesini satamadığı ağacı kesen kapitalizmden bahsediyoruz, elbette yerel değerleri de kullanacak kadar profesyonel bir düşman kendisi.

Zizek her özgürlükçü mücadelenin bir lidere ihtiyaç duyduğundan bahsetti. Gezi direnişinin renksiz, kimliksiz bir yapıda olmasına gönderme yapıyordu sanırım burada. Liberal anlayışın bireysel özgürlükler kalıbıyla kurnazca kapitalizme güç kazandırdığına kısa bir süre değindi.

Direnişin iktidarı ele geçirecek bir hareket olarak görülmemesi gerektiğini, asıl hedefin sonsuza dek uzanabilecek bir hareket olarak, totaliter yapıya indirilmek üzere her an hazırda bekleyen devasa bir balyoz bir baskı aracı şeklinde yerini almasını söyledi. Şöyle ki; bundan 20 yıl sonra Gezi Parkı ne kadar güzeldi değil mi? O zamanlar ne cesurca direnmiştik gibi nostaljik hikayelere sahip olmak yerine kalıcı bir hale gelebilmesinin yolunu aramamız gerektiğini söyledi. Kendisi öğrenci hareketleri zamanında bunu yaşamış, siz böyle bir şeyle karşılaşmayın mutlaka yıkılmaz bir hareket haline getirin dedi. Dünyada nispeten benzer örnekleri var elbette fakat yaptırımları tartışılır, onun düşüncesi muhtemelen daha önce görülmemiş bir hareket olarak varolması. Bilemiyorum, yine de belirsizlikten daha mantıklı bir hareket olacağı kesin.

Atladığım, belki de tam özünü yakalayamadığım noktaları vardır, kafam allak bullak zaten İstanbul trafiği ile boğuşup, eve gelip notlarımı toparlamaya çalıştım. Eksiği, fazlası affola.

Yakın zamanda haber sitelerinde konuşmanın tam videosunu ve ve derlenmiş haberlerine ulaşabilirsiniz. Blog üzerinde link olarak paylaşırım yayınlandıklarında.

Bonus

Konferansı protokolden izledim.(şans) Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’e teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Dünyaca ünlü iki filozofu canlı dinlemek büyük keyifti.

IMG_5871

Salonda Kemal Kılıçdaroğlu 2 metre yan tarafımda oturuyordu. İnsanların onu yuhalamalarını gerçekten ergence bir davranış olarak görüyorum. Sonuçta bir parti lideri olarak değil, bireysel olarak katılmış ve hiçbir şekilde CHP logosu, bayrağı tarzında bir şey ortaya koymamış. Bazı arkadaşlar saçma sapan provokasyonlarla konferansa minik bir miktar gölge düşürdüler bu gereksiz hassasiyetleriyle.

IMG_5883_opt (1)

Alain Badiou ile bir fotoğrafım var fakat umarım fotoğrafımı çeken beyefendi mail adresime gönderir. Daha önce hiç bir filozofla fotoğrafım olmamıştı. :D

 

Bir cevap yazın