Bit pazarı 1

Bit pazarı

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

bit pazarı

Bugün biraz dolaştım sağda solda. Beyazıt Meydanı’nda bit pazarı kuruluyor biliyor musunuz? Hep eski, berbat şeylerle dolu. Tek tük satın alınabilir şey çıksa da geneli benim için bir anlam ifade etmiyordu.

Ta ki o manzarayı görene kadar. Bir genç, bizim yıllar öncesinden kaldırıp attığımız walkmenine güzel yabancı kaset arıyordu.

Birden bulunduğum çevredeki insanlara dikkat etmeye başladım. Benim amacım öyle turlarken uğramaktı, oysa gördüğüm şey insanların gayet ihtiyaçlarını tedarik etme alanıydı.

Kaset arıyor ya, güzel yabancı kaset arıyor. Ben telefonumdaki yetmiyor, sırf flac formatında müzik çalsın diye Amerika’dan mp3 player getirtiyorum kendime.

Bir amca ikinci el bir kadın çantasına bakıyordu. Yolda görseniz tekme atarsınız, öyle bir çanta düşünün. Muhtemelen eşine bugün sürpriz yapacak, sana çanta aldım diyerek.

Bir başkası cep telefonunun şarj cihazını tamir ettirebileceği bir yer arıyordu. Cep telefonu yine bizim yıllar önce fırlatıp attığımız modellerden. Düşün ki şarj cihazını tamir ettirecek. Bizim için ne önemi var gider yenisini alırız, kaç lira ki lan? deriz. O diyemiyor işte onu.

Bir teyze rengi solmuş siyah bir ayakkabı bakıyordu kendine. Sanki ölmüş birinin ayakkabısı sokağa bırakılmış, o tür bir ayakkabı. Teyzenin ihtiyacı o ayakkabı. Kaç lira ki lan bir ayakkabı? deriz di mi? O diyemiyor.

Bir abla Kibritçi Kız kitabını soruyordu, yerlere saçtığı eski ve işe yaramaz kitapları satan satıcıya. Muhtemelen ablanın elinden tuttuğu kızına ödev vermiştir öğretmeni. Orada daha ucuza bulurum diye düşündü galiba. Kaç lira ki lan bir kitap? Girerim falanca kitap sitesine, okumayacağım zilyon tane kitap alırım.

Yamuk yumuk çatal kaşıklara bakan bir çift gördüm.

Görseniz cam sileceğiniz buruş buruş bir şorta içi giden küçük bir çocuk gördüm.

Fiyatını dahi sormaya tenezzül etmediğim seyyar satıcıda satılan lahmacuna öylece bakanları gördüm.

Sonra Allah’a hamdolsun ekonomimiz iyi dedim, gittim kahve filan içtim, tweet attım, geldim blog yazıyorum.

Duyarlıyım.

Bir cevap yazın