Kinyas ve Kayra'laşamamak 1

Kinyas ve Kayra’laşamamak

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

c5bb98a00b1e11e393a222000a1fb70a_7

Benim problemim tam olarak ne bilmiyorum, bir türlü adapte olamadım bu kitaba. Motive olmak için araya kitaplar sokuşturdum, genellikle uyguladığım taktiktir bu, mesela; bir kitap sıkmaya başladıysa hemen daha eğlenceli ve hızlı akabilecek bir kitaba başlar sonra geri döner sıkıldığım kitaba devam ederdim, işin ilginci o sıkıcı gelen kitap çok sıkmamaya da başlardı. Belki bu zamana kadar şans yanımdaydı, bilemiyorum.

Yeraltı edebiyatını seviyorum, duymak istemediğim gerçekleri yüzüme vuruyor, benim gibi hayallerde yaşayan baağzı denyolara haddini bildiriyor, güzel oluyor yani susup kalabiliyorum sayesinde fakat Kinyas ve Kayra galiba fazla ürkütücü geldi bana. Çok mu yeraltı edebiyatı acaba? Diğerleri daha mı yüzeye yakındılar?

Olabilir yani, korkmuş olabilirim bu kitaptan. Fazlasıyla bir hiçlik içeriyor gelebildiğim 130-140 sayfa kadarki bölümde. Hiç olmak zaten yeterince sahip olduğum bir vasıf. Bir başkasının hayal dünyasındaki hiçliği kendi hiçliğime katarak daha da bunalmak istemiyorum belki. Benliğimin kendi kendine geliştirdiği bir direnç de olabilir bu.

Kolay pes eden birisiyim, herhangi bir konuda elle tutulur bir istikrara da sahip değilim. Olmuyor mu? Olmuyor o zaman. Olacak demek bir huzursuzluğa neden oluyor nedenini bilmediğim bir şekilde, akışa engel olmak istemiyor olabilirim, dengeyi değiştirecek kişi olmayı istemiyor olabilirim, güvensiz olabilirim, fazla güveniyor olabilirim, bilmiyorum ama ben yıllardır bu şekilde bir yaşamın içindeyim.

En basitinden bir şarkı dinlerken bile sözlerini duymuyorum. Söz, müzik ile bütünleşik bir şey, bir anlatım biçimi değil, öyle algılayamıyorum yani. Ezginin Günlüğü misal; dinliyorum ama içindeki sözlerin bana ait olduğunu hiçbir zaman düşünemiyorum, düşünemedim. Birilerinin hayatlarıyla ilgili konulardı, onlar aşık olurlar, onlar terlikleriyle giderler sevgililerine, onlar rüya görür, yüzünü görmeden severlerdi, düşler sokağından geçerlerdi, beni ilgilendiren bir yanı olmuyordu. Belki % 10, çok sarhoşsam eğer. Eminim ama daha fazlası olmadı hiç. Müziği sevdim ben daha çok, rahatlatıcı halini, ezgisini. Öyle alışmışım.

Bu yüzden sözlerini daha az anladığım yabancı parçaları tercih etmeye alıştım galiba. Onları anlamak ve benimle özdeşleştirebilmem için kafa yormam gerekiyordu, yormuyordum. Çalıyordu ve ben dinliyordum, bu kadar.

Kinyas ve Kayra’nın çok karanlık dünyaları galiba benim gri tarafımı daha koyu hale getirecek, bu yüzden kendiliğinden gelişmiş kaçma dürtüm kitaba odaklanabilmeme engel oluyor. Müzik gibi. Benim tek suçum kendim için renksiz bir oyunu başlatmış olmam, kalanını dünya halletti zaten.

Teşekkür ediyorum Hakan Günday, gerçekten çok kaliteli bir kitap ama bana uygun değil ne yazık ki…

Benim daha benimle alakası olmayacak ütopik, distopik, biyografik ya da ucu bir şekilde bana dokunmayacak kitaplara ihtiyacım var galiba.

İyi gelmedin yani, üzgünüm.

Belki bir gün kurtulabilirsem iç dünyamın şu hastalıklı halinden, yeniden denerim. :)

Olmuyorsa, olmuyordur. Değil mi?

Olmasın o zaman!

Bir cevap yazın