• Home
  • /
  • Edebiyat
  • /
  • Can Yücel ile Sevgi Duvarı’nın ardındaki sır perdesi
Can Yücel ile Sevgi Duvarı'nın ardındaki sır perdesi 1

Can Yücel ile Sevgi Duvarı’nın ardındaki sır perdesi

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

Datça Can Yücel Evi

Kaynaksız, temelsiz, reziller rezili bir yazı ile karşınızdayım yine sayın olmayan okuyucularım!

Boş odada kendi kendime konuşuyor gibiyim sayenizde, neredesiniz allasen ya, saksı mıyım ben? Niye okumuyorsunuz abi, inciniyorum diyorum neden önemsemiyorsunuz. :(

Az önce araştırdım bak siteye ulaşanların % 78’i hâlâ girip hemen çıkıyormuş. Hanginiz yapıyorsunuz lan bunu, isim verin bana, zevk mi alıyorsunuz bloga girip girip çıkmaktan?

Her neyse konuya gireyim ufak ufak, bugün size bahsedeceğim şeyin cevabını dünya üzerinde yalnızca bir kişi biliyor(du). Biliyordu, artık yok kendisi maalesef. Aslında bu bir sır, bu bir gizem, bu bir oha olayı.

Neden mi bahsediyorum?

Bak şimdi sevgili sayfayı %22 azınlıkla hemen kapatmayan okuyucum. Biz bizeyiz şurada, öyle lafımı sakınacak filan da değilim yani sonuçta yaşımızı başımızı almış insanlarız. Bahsedeceğim konu biraz enteresan olacağı için şimdiden yadırgama diye söylüyorum.




Yıllar önce bir blog sayesinde tanışmıştım Can Yücel’in Sevgi Duvarı şiiriyle. Ben yaşça o blogun sahibinden epey küçüktüm ve kız inanılmaz güzeldi. Askere filan da gitmemiştim düşün yani 8 sene öncesi filan. Oha lan 9-10 senedir blog yazıyorum hâlâ okuyucuyla kavga ediyorum, kimse okumuyor diye hayıflanıyorum, benimle başlayanlar fenomen olup edebiyatın içine sıçıyorlar, ben edebiyattan haber vereceğim diye atmadığım taklalar kalmıyor.

Ne diyordum ben ya?

Heh işte o kız kendine hep Sidikli Kontes diyordu. Ya diyordum kendi kendime bu kadar güzel bir kız nasıl kendine Sidikli Kontes der ki? O yaşlarda kontes ile ilgili bildiğim tek şey müstehcen bir fıkradan ibaretti.

Sonraları araştırdım bu Sidikli Kontes mevzusunu ve Can Yücel’in bir şiirinde geçtiğini öğrendim. Ne kadar güzel yazmış adam ya diye düşündüm, diğer şiirlerini de araştırdım filan, acayip sevmiştim Can Yücel’i.

Yıllar geçti, kız blogu kapadı, ben büyüdüm, blog hâlâ mehteran adımlarla ilerliyor falan filan. Baki kalan tek şey Can Yücel’in şiirlerinin güzelliği. :)

Ha bak bir de aklıma geldi ya, o kız sayesinde rübik küp ile tanışıp askerliğin stresi yetmezmiş gibi çantamın içine rübik küp de koymuştum. Nöbette parçalamıştım sanırım :D Neyse bunun konumuzla bir alakası yok, devam edelim.

O günden sonra Can Yücel’e karşı ciddi bir hayranlık beslerim. Haliyle onunla tanışmamı sağlayan Sevgi Duvarı şiirinin de ayrı bir yeri var bende.

Gel gelelim bu şiir hakkında çok enteresan iddialar var ortada. Can Yücel’in ne kadar muzip, ne kadar eğlenceli bir karaktere sahip olduğunu bilmeyen yoktur herhalde.

Rivayete göre Can baba aslında bu şiirde çok farklı bir uzvuna sesleniyor. Biz saf saf süpürge saçlılık, sidikli konteslik, çöpçülerin elleriyle okşamacalar filan diye düşünürken olaya bu yönüyle bakınca insan koca bir ohaaaa çekmekten kendini alamıyor. Şiiri yayınlandıktan sonra evde kıs kıs gülmüştür belki :D

İspatı ya da itirafı olan bir şey değil yalnız şiiri bir kez Can Yücel’in cinsel uzvuna yazdığı bilgisini varsayarak okursanız dediğimi daha iyi anlayacaksınız. :)

sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi


kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
aramızda görevliler ekipler hızır paşalar


sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
çöpçülerin elleriyle okşardım seni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi


baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

 

velhasıl doğru gerçek bilemeyiz lakin, enteresan olmadığını iddia edemeyiz herhalde :)

Son olarak yakın zamanda kaybettiğimiz ADAM GİBİ ADAMLARDAN  Tuncel KURTİZ’in sesinden Sevgi Duvarı şiiriyle başbaşa bırakıyorum sizleri. Tuncel baba da inceden gülüyor, işkillendim iyice ha :) Can Baba ile Tuncel Baba abi kardeş gibiymişler vakti zamanında. :)

9 Comments

Bir cevap yazın