Şoppingfestte sıfır çeken adam! 1

Şoppingfestte sıfır çeken adam!

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

Şoppingfestte sıfır çeken adam! 2

İnsanlar boğucu, sıkıcı ve özgürlük kısıtlayıcı biri olduğumu düşünüyor. O zaman kendi kendime vakit geçirmeli, etliye sütlüyü karışmamalı, kendi dünyam içerisinden çıkmamalıyım dedim.

Topladım bohçamı düştüm alışveriş merkezinin yollarına, lan dedim tutmayın beni kendimi kaybedicem. Şoppingfestin dibine vurup kredi kartlarından en çok puanı ben topluycam: Lakin hazır giyim, teknoloji, kozmetik baronlarının iştahla avuçlarını kaşıdığı şoppingfestten bir tane bile bir şey almadan çıkan insan olarak selamladım ellerinde zibilyon tane poşet olan insanları :)

Alışverişe çıktığımda inanıyorum ki Adana’da bir pamuk işçisi benim için toprak anaya serpiyor tohumlarını ki iplik olsun diye, sabah evinden çıkan Malatyalı genç overlokçu benim için basıyor makinenin pedalına, Giresun’lu son ütücü benim için pıss pıssslıyor ütüsünü, Bitlis’li nakliyeci dayı sadece benim için üretilmiş o tshirtün de aralarında bulunduğu kolileri getiriyor alışveriş merkezine. Hatta o dayı sadece ben bana ait olacağa kavuşayım diye mazot yüklüyor deposuna.. İş adamı benim için kiralıyor mağazayı ki ben onu bulayım diye. Yani düşünüyorum bir yerlerde benim için üretilmiş şeyler var ve ben onları tek tek toparlamalıyım. Aldığım bir şey varsa o kesin benim için üretilmiştir, başka bir nedeni olamaz..

Alışveriş mantelitem budur arkadaş, bu yüzden koskocaman şoppingfestten alışveriş yapmadan çıkan adam olarak anılabiliyorum :D Gocunmuyorum :P

Kendime kalıcı çözümler üretip soluğu D&R’da alıyorum. NTV Tarih, CNBC-E ve Aksiyon dergilerinin bulunduğu mütevazı poşetimle mutluluğu yakalıyorum. Yalçın’a sesleniyorum her zaman ki gibi, o biliyor görevini. Birlikte çıktığımız her yolculukta akbil basmak onun işidir. Ben uğraşmam. O da sağolsun ona göre yapar hesabını, cebinde beni getirip götürecek kadar akbili yoksa çıkmaz yola :P İniyoruz metrodan. Fıtı fıtı koşuyor kendi yuvasına giden dolmuşa. Enayi ayakta veriyor parayı, kapacaklar koltuğu, oturup uzatsana diyorum içimden :D Akıllı insan işidir oturulup para uzatmak.. Sizinle aynı zamanda binen adamın oturması, sizin ondan daha önce para vermiş olmanızla kıyaslanamayacak kadar kötü bir durumdur.

Biraz bekledim benim dolmuşum da geldi. Bilerek şöförün hemen arkasındaki koltuğa oturdum. Orası en güzel yerdir, yaşlı teyze, hamile kadın, gazi amca filan tercih etmez orayı, daha ayak altı, inip binmesi kolay yerlere giderler. Bir de orası şöförle ve hayatla iç içe bir yolculuk imkanı sağlar her daim. Bir an kendinizi minibüs şöförü gibi hissedersiniz, o elini geriye atıp sert bir şekilde vites değiştirirken ahhhhh ulannnn helal sana bu yollar diye kendiniz o vitesi atmış gibi böbürlenirsiniz. Açılan arabesk parçaları daha derinden dinler, eski Türk filmlerindeki gibi sevdiceği evinin önünden dolmuşla alma hayallerine dalarsınız :P

Tüm uzatılan paralar sizin elinizden geçer, multifonksiyonelliğinizi sergiler 3 ayrı para üstünü avuç içinizi ekonomik bir şekilde kullanarak karıştırmadan uzatırsınız. Parasını göndermeyenleri arkanıza küçük bir dönüşle sezer, beleşçileri tedirgin edersiniz. Gidilecek yerlerin adını aklınıza mıh gibi kazır, oraya gelince inmeyen adamlara ters bakışlar atarsınız. Siz şöförün arka koltuğunda oturan adamsınız bre yiğitler.. Siz en asil duygunun insanısınız. O götürgeçte şöför bir siz ikisinizdir. Hatta mesai bitiminde size kesin rakı ısmarlar diye bile düşünebilirsiniz. Bu en doğal hakkınız.

Her neyse şöför ile kendimi kankalaştırma duygusallığına kadar bürünecek yalnızlıkta olduğuma göre blog yazmalıyım diye düşündüm ve Sarıkız sodamdan birer ikişer yudumlar alarak derdimi tasamı anlattım.

Demem o dur ki, artık kendi dünyasından dışarı çıkmaya gücü olmayan, kendi içinde dünyasını yeniden inşa etmeye çalışan, hayat ile barışıp tekrar toparlanmaya çalışan bir insanım. Ben yalnız değilim! Koskocaman bir dünyam var benim…

Hoşçakalın.

Bir cevap yazın