Özledim seni be domates.. 1

Özledim seni be domates..

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

Özledim seni be domates.. 2

Domatesin fiyatı arttı ya insanın canı nasıl menemen çekiyor bi bilseniz.. Özleniyor be.. Öyle kıvrım kıvrım kabuğu, dişinin arasında oradan oraya dolaşıp ezmek için uğraştığı minik çekirdeği, ne bileyim mis gibi sapı filan. :D

Salataya bakıyorum mesela, o kadar boş, o kadar yavan ki.. Ne atarsan at abi içine, bir parça domates yoksa yenmez o diyorum.

Susuyorum, böyle yanacağım artık, buz gibi aysti var, tenk var, kola var yok abi domates diyorum şöyle ufff serin serin.. Pahalı ya anasını satayım. Normalde yemeğin içinde ayıklayarak yediğim şey burnumda tütüyor şimdi :D Domates efsanevi bir yiyecek haline geldi gözümde, sanki mitolojik çağlarda tanrılar güçlerini domatese borçluymuş, yedikçe can veriyormuş, level atlattırıyormuş, eros okunu domates yerken fırlatıyormuş, herkül topak topak domates kaldırıyormuş edeleli kollarıyla, zeus menemene ekmek banarken, hera kışa salça hazırlıyormuş olimpos dağlarında. Sanki newtonun kafasına elma değil domates düşmüş, ayda su bulunamazken kıvrılmış domates kabuğu bulunmuş gibi gibi gibi..

Aslına bakarsanız öyle tırt bir meyve değildir domates, cidden bak. Öncelikle belirteyim ki domates sebze değil meyvedir. Bunu bi belleyelim, farklı olmayı seven bir bitki türü, öyle sağ gösterir sol vurur. Herkes sebze sansa da içinde çekirdeğini barındırdığı için botanistler tarafından meyve olarak nitelendirilir. Bu durumda salatalık vs. de meyve statüsüne giriyor lakin boşverelim şimdik gariban yiyeceklerini. Günümüzün en elit sebze gibi görünen meyvesine dönelim.. :)

Domates karizmasını günümüzde yeni yeni buluyor, çünkü keşfedildiği dönemlerde domates aşk elması olarak anılıyordu, sevgililer birbirlerine domates verip, kuytu köşelerde mehtaba karşı domates suyu içiyorlardı. Yalan değil lan araştırın.! İnsana romantizm kattığı düşünülüyordu vaktinde. Romeo Juliet’ine salçalı makarnasından sonra, Kerem Aslı’ya patates kızartmasına ketçap sıkarken, Mecnun Leyla’sına domates çorbasına kaşar rendelerken vuruluyor.. Açın okuyun, yalanım varsa nooliyim :P

İnsan şöyle mazisine bakınca utanıyor yıllarca cüzi meblağlarla tükettiği koskoca domatesten..

Hepimiz biliyoruz, bir gün ucuzlayacak o domates, yine bakmayacağız yüzüne, bir salatalık gibi, bir marul gibi dolabın en alttaki sebze/meyve rafına yerleştireceğiz ta ki annemiz onunla birşeyler yapana kadar..

Yapmayalım gençler, domatesin kıymetini bilelim, artık daha bi sevelim onu, ne demişler kaçan kovalanır, piyasalarda uzak olduğu şu günlerde kadir kıymet bilip musluk suyuyla değil bizzat üşenmeyip damacanayı tezgaha kaldıralım, pompasına poffss pofffsss basıp öyle yıkayalım.. Sevdiceğin yanına domates yemeden gitmeyelim, özel günlerde, bayramlarda seyranlarda yemekten sonra domates ikram edelim misafirlere dilim dilim. Yapalım abi sevelim.. Hiç değilse domatesi sevelim be, özledim ulan anlamıyor musunuz gözlerim doldu yazarken :S

Ben gidiyorum, dolaptaki ketçabı koklayıp kıymetini bilmediğim o güzel günlerime üzüleceğim şimdi :/

One Comment

  • ümit tiryaki

    26 Ekim 2010 at 07:34

    doktor bu ne yaa ::D:D:D:D aşk meyvesi haa ahahahah mecnun leylasının çorbasına kaşar rendeliyo :D o zaman ispanya’yı düşünemiyorum kapış kapış aşk kapış kapış aşk :D:D:D:D

    Cevapla

Bir cevap yazın