• Home
  • /
  • Kişisel
  • /
  • Liverpoollarda bir garip ben bir de John Lennon!
Liverpoollarda bir garip ben bir de John Lennon! 1

Liverpoollarda bir garip ben bir de John Lennon!

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

Liverpoollarda bir garip ben bir de John Lennon! 2

Herkes gibi rüya görebilen biri değilim. Zaten gördüğüm rüyalar hayatımda hiç bir halta yaramaz, öyle uykuda vakit geçirmek gibi, uyurken canım sıkılmasın gibi bir eylemin dışına çıkmaz. Faydasız yani.

Düşünün ki Hayrünnisa Gül ve Emine Erdoğan ile birlikte çılgınlar gibi lunaparkta trene binip adrenalin dolu anlar yaşayabilen bir bilinçaltının ne şekilde saçmalıklar üreteceğini ve sizin bunu günlük yaşantınızda ne kadar kullanabileceğinizi.

Son zamanlarda telefonumdan The Beatles parçaları açıp öyle uyuyorum, kâh Liverpool’da bir yaya geçidinden karşıya seksek oynayarak geçiyorum, kâh Londra’daki rooftop konserinde çatıya mel mel bakan şu adam oluyorum. Yani benim bilinçaltım için yine de rutin sayılabilecek bir durum.

Fakat dün gece bilinçaltım ilk defa bir işime yarayıp ah ulan keşke şu adamı bi tanıyabilseydim, iki lafın belini kırabilseydik, ne olacak bu Liverpool’un hali diye sohbet edebilseydik diye iç geçirdiğim, benim için efsanevi derecede önemi olan John Lennon ile tanışma fırsatını yakalattırdı.

Liverpoollarda bir garip ben bir de John Lennon! 3

Ben yine o adamdım. O adam nasıl bir adamsa zaten her konser kaydını izlediğimde acayip gözüme batıyordu. Kimdir, nedir hiç bilmiyorum sadece heyecan yapmış kendi halinde içine kapanık, eve gidip mandalina soyan, memurumsuvari havalı bi ingiliz bence. Çok afedersiniz ama boru mu bu ya koskoca Beatles son konserini çıkıp bir çatıya şarkılar söyleyerek veriyor kraliyet ailesinden olsan heyecan duyarsın. Adam haklı beyler dağılın. :D

Bu adamım ya ben şimdi rüyamda, mel mel bakınıyorum çatıya doğru, ama nasıl bi heves var, nasıl bi çırpınış duygusu var içimde, lan diyorum oğlum nasıl bişeye tanıklık ediyorum böyle. Sonra müzik nasıl oluyorsa devam ediyor ama John Lennon kalabalığı yara yara bana doğru geliyor kürk paltosuyla. Vatandaş nasıl ama görseniz üstünü başını parçalayanlar, birbirini ezenler filan aklınız şaşar.

John Lennon geliyor yanımda duruyor, sonra koluma giriyor biz yürümeye başlıyoruz. Polisler filan herkesi tutuyor biz John ile az ilerdeki bi kafeye gidiyoruz. Çay söylüyor ikimize.

Sütlü di mi abi diyorum? Yok orjinal diyor. Nasıl abi ingiltere burası siz sütlü içiyorsu. aaa e nasıl hemen anladım ki ben şimdi onu diye düşünürken Türkçe konuştuğunu farkediyorum.

Abi nasıl ya türkçe konuşuyosun? Gülüyor gözlüğüne kurban olduğum. Senin rüyan ya bu ondan öyledir diyor benim bön bön bakışımı gözardı ederek. Nasıl abi inception gi. aman neyse boşver.

Çok fena yalakalık yapma ihtiyacı duyuyorum o an. Burda ne kaparsam kardır, belki dost oluruz, ilerde görüşürüz, sever beni filan diye vermeye başlıyorum ayarı.

Abi bak mesela insanlar Yoko Ono için değer mi koskoca grubu dağıtmaya diyorlar. Halbuki ben hep size hak veriyorum güzel abim, siz orada aslında topluma da aşk herşeyin üzerindedir mesajı veriyorsunuz di mi abim? Ayrıca Yoko’ya çirkin diyerek sizi sinir ediyorlarmış oha abi yaaa oha vallahi kadından anlamıyor bu itler. Baksanıza maşallahı var vallahi yengemiz diye demiyorum ilik gibi şerefs. neyse abi. Hem bilerek çekik gözlü ki al sana bi ayrı mesaj daha dimi abi hepimiz biriz, insanız, hümanizmin zirvesi filan? Dimi abi bak ne güzel şeyler biliyorum, bak ne çok şey okumuşum hakkınızda şaşkınlığı yaratmaya çalışıyorum bir taraftanda.

Di mi abilerin sonu gelmiyor..

Evet adamım doğru tahmin diyor. Abi ne güzel düşünmüşsünüz ya vallahi ne kadar güzel fikirleriniz varmış o şekli de siz mi çizdiniz güzel abim ne güzel olmuş o öyle? diyorum yalakalığın nirvanasında kaydırak yaparken. Yok yok onun benimle bi alakası yok diyor. Olsun güzel abim isteseniz kralını çizersiniz zaten ben biliyorum diyerek sıvıyorum bi güzel. Tiksinir gibi bakıyor bana ben de anlıyorum yalakalığın dozajını ayarlayamadığımı.

Baktım gitmeye yelteniyor, abi gelmişsin ne güzel bi imzanı alayım müsadenle öyle git diyorum. Hemen kağıt kalem arıyorum paltomun ceplerinde. Kurcuklarken kabak çekirdeği buluyorum (hatırlatma: bunların hepsini şu yukarıdaki adam kılığında yapıyorum), çıkarıp ikram ediyorum al abi hakiki nevşehir çekirdeği, bizim kuruyemişçi yusuf abi’nin malı, benim blogu okuyorsan tanırsın bahsetmiştim bikaç defa ehe.

Gülmüyor.

Abi ama böyle yaparsan valla bak hümanizm filan hep sekteye uğrar. Boru mu ya John Lennon karşında sen olsan sen de yaparsın böyle şebeklikler, triplere girmenin lüzumu var mı şimdi?

♪ ♫ ♬

I want a girl with a mind like a diamond
I want a girl who knows what’s best
I want a girl with shoes that cut
And eyes that burn like cigarettes

♪ ♫ ♬

.. ve Varol’un alarmı çalmaya başlar.

Lanetler ederek, bilinçaltımın gereksiz yere heyecan yaratıp hayatımdaki herhangi bir soruya yine cevap olamamasına sövgüler yağdırarak gözlerimi açıyorum. En azından “Let it be” mi “Imagine” mi yaptırmalıyım dövmemi? Ya da bir vosvos almalı mıyım gerçekten? Bunlara cevap alaydım iyiydi :|

Her neyse. Her şeye rağmen o dünyaya gelmiş en güzel düşünen adamlardan biri benim için. Rüyamın “bir kısmında” onu görebilmiş olmak bile benim için müthiş mutluluk verici bir olay. Tanımayanlar için biyografisi yerine yaşamı boyunca insanlara sunduğu güzel sözlerden bir kaçını okumanızı öneriyorum. http://tr.wikiquote.org/wiki/John_Lennon

Umarım tekrar rüyamda görme şansım olur :) Çok güzeldi lan oralar filan.

 

Bir cevap yazın