Klasik müzik kafası

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

beethoven_rocks_by_matrie666

Hiç yazasım yoktu, açtım klasik müzik dinleyerek kitap okudum. Çok fena klasik müzik dinlerim akıllara zarar. Konçertolardan, sonatalardan kafamı kaldırmam, sabahları moonlight sonatası ile uyanıyorum, zil sesim chopin, paçalarımdan entelektüelite akıyor :D Haha yok be arada bir tedavi amaçlı dinliyorum ciddiye almayın. Hatta dinlediklerim de sabittir bak paylaşayım belki siz de dinlemek istersiniz, güzel seçimler olduğunu düşünüyorum çünkü.

Bunların dışında bir de soundtrackler var onları da listeye atıyorum, çünkü sadece melodilerle değişik çağrışımlar yapıyor bende. Mesela;

Bak Papillon demişken aklıma geldi, geçen gün röportajdayım yine dergi için :P (haha öyle elimi uzatmadığım yer kalmıyor tabi, insanda yetenek olsun yeter kahretsin :P fular getirin lan bana!  ) her neyse Türk Sineması’nın en başarılı yapımlarından biri olan Yılmaz Erdoğan’ın Kelebeğin Rüyası filminin müziğini yapan ama bu film bile onun orta düzey başarılarından biri sayılabilecek, daha önce Batman (il değil Nolan kardeşlerin Hollywood yapımı filmi) için de müzikler yapmış bir dehanın insana ohaa dedirtecek manzaralı home ofisindeydim. Adam süper başarılı, acayip zengin filan diye anlatıldı bana ama  ben adamın ne kadar önemli biri olduğunu röportajda Los Angeles’a L.A (el-ey) demesinden anladım. :D Ciddiyim hayatımda daha önce bir amerikan eyaletine ismini çok fazla kullandığı için kısaltma yapan biri olmamıştı. Hani erasmusçu filan arkadaşlarım oldu da böyle yaşamının bir parçası olup artislik yapmak için de değil öyle ağzından kaçarmış gibi el-ey diyenine ilk defa şahit oldum, o an daha bir fazla saygı duymaya başladım kendisine. Her neyse Rahman Bey öyle kibar ve donanımlı biri ki saatlerce konuşsanız sıkılmazsınız, müziğe nasıl başladığını anlatırken çocukluğundan girdi olaya ve bir filmden bahsetmeye başladı. Filmin müziklerinden inanılmaz etkilenmiş ve ben de böyle müzikler yapacağım demiş kendi kendine. O, konusundan bahsetmeden filmi anlatıyor ve benim sorgular çalışmaya başlıyor beynimin içinde, şöyle etkilendim, böyle güzeldi filan yahu kesin Papillon’dur bu diye düşündüm. Konuşmanın en sonunda yanılmadığımı anlayınca nasıl bir sevindim anlatamam. Sanki Batman müziklerini ben yapmışım, sanki benimle röportaj yapılıyormuş gibi mutlu oldum anlamsızca :D

Klasik müzik diyordum en başta, güzeller ama bir rock değiller abi ya sanki. Rahatlattığı, hatta kulağımın pasını sildiği doğru fakat sürekli dinlenecek müzik türü değil bana göre. Açtım zz top – bad to the bone‘ u ve merhabaa Varol hoş geldin kendi topraklarına dedim kendi kendime. Mesela iki gece önce gece karanlıkta Johann_Sebastian_Bach_-_Toccata__And__Fugue_In_D_Minor_-_4a.mp3 adlı eseri dinliyordum. Nasıl bir hayalgücü canlanıyorsa artık yemin ederim gece vakti vampir olasım geldi. Öyle böyle değil ama saten siyah bir pelerin (iç tarafı kırmızı ya da bordo olabilir), siyah bir tabut içi kadife kırmızı olacak, bir şato şöyle barok mimarisiyle kurgulanmış, yarasalar filan. Sonra diyorum bu müziği vereceksin yağmurlu fırtınalı bir gecenin 3:00’ünde bütün minare hoparlörlerine  son ses. Millet yatağından fırlayacak dehşetle, ifadelerine bakacağım pis kahkahalar atarak, pelerinimi savurup bileğime konan küçük iğrenç yarasamı seveceğim filan. Ömür mü geçer lan böyle triplerle, bu yüzden Rock en iyisi diyorum ;) Gerçi ZZ Top dinlerken de uzun yol şoförü (kamyon/TIR) olmak istiyorum ya neyse.

İnsanın yazası gelmediğinde nerelerden nerelere sürükleniyor böyle :D Şuan lenny kravitz – are you gonna go my way çalıyor vee delicesine kafa rahatlığındayım! :D Milan Kundera – Gülünesi Aşklar’ı okuyorum. Playlistteki bir sonraki parçam;

bu şarkıyı her dinlediğimde keşke twist moda olsa diyorum. İnsanlık için ne kadar kararında bir dans türüdür yahu, benim gibi halay çekerken bile zorlanan biri bile on numara twister olabilir. :D Twistten sonra icat edilmiş tüm dans türleri saçma bence, insanlık orada bırakılmalı ve farklı dallara yoğunlaşmalıydı. :/

Her neyse, ben gidiyorum. Okumaya değer bir yazı olmayabilir fakat yazma disiplinini yeniden yakalamak için bir süre daha buna benzer şeyler göndereceğim, kusura bakmayın. :D

Bir cevap yazın