Kimse bizi hatırlamayacak! 1

Kimse bizi hatırlamayacak!

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

fotoğraf: http://burcuaycan.deviantart.com/art/simurg-146422595

Öleceksin, ne kadar güzel bir yaşamın olsa da ne kadar çok sevgiyle dolu olsan her sabah mutlulukla dünyaya gözlerini açsan da ne kadar başarılı olsan ne kadar çok para kazansan da adını tarihe altın harflerle kazısan da ABD başkanı olsan da yeri göğü inleten rock grubunun tanrısı olsan da Hollywood’un tapınılası aktörü/aktristi olsan da bilinen her şeyi silip atacak bilimsel buluşlar icat etsen de hayatını ne kadar kontrol edip işlerin yolunda gitmesi için çabalasan da kaçınılmaz son var adamım; maalesef ö-le-cek-sin!

Yaşamak çok güzel ama işte lanet bir sayaç durmadan ve hiç nezaket göstermeden mutsuz anları yok sayıp sadece mutlulukla geçen anları kabul etme inceliğini bize sunmadan bodoslama olarak geriye doğru sayıyor. Öldürecek bizi zaman. Düşünmüşsündür eminim ama çevremizdeki hiç kimsenin 100 yıl sonra buralarda olmayacak oluşu, yeni insanların bizim gezdiğimiz sokaklarda gezmesi, müzikleri onların dinlemesi, denize onların bakması, çiçekleri onların koklaması filan sinir bozucu sence de di mi? Çünkü biz.. Ölüyüz abi öldük diyorum ya :( Onlar da ölecekler, onlardan sonrakiler de ölecek, herkes ölecek anasını satayım hem bize ne onların ölmesinden biz buralarda olmadıktan sonra. Michael Jackson bile yok ortalıklarda.. Evet youtube’da videoları filan var ama bunun ona ne faydası var, şimdi kemikleri un ufak olmuş olabilir ve videoların çokluğu, bıraktığı izler de hiç bir anlam ifade etmiyor onun için..

Bilim adamları keşke 40-50 yıl içerisinde yaşamı uzatma formülünü filan bulsalar. Şuan 26 yaşımdayım mesela işler yolunda gitse ve 40 yıl sonra 66 yaşımda yaşlanmayı durdursam? En kötü 200 yıl filan daha yaşasam süper olur ya, ondan sonra kesin bu maymun iştahımla 50-60 yıllık kontör daha yükletirdim kendime. Doyamam belki ama işte yaşamaktan daha mantıklı bir fikri olan var mı aranızda? Yani şu an yaşadığın hayat ne kadar kötü olursa olsun cebinde hiç para olmamasıyla 20 liran olması gibi bir şey bu. 20 lirayı beğenmeyebilirsin ama ya hiç olmasa o daha büyük bir çaresizlik olmaz mı? Ayrıca o 20 lira ile eşine ender rastlanan başarı hikayelerinden birini yazabilirsin. Gülme abi neden olmasın olunca oluyor işte, yazan yazıyor. Her neyse doyamam ben yaşamaya onu anlatmak istiyorum. Çünkü toprağın altında olmaktan trilyonlarca kat daha güzel yaşamak!

Yaşıyoruz da herkes düşünmüştür bunu eminim 200-300 yıl sonra hiç kimse bizi hatırlamayacak mantıksal olarak. Süper işler başarsan da mesela benim torunumun küçücük kızının büyüyüp birine aşık olup aşklarının meyvesi olan o sevimli mi sevimli oğlunun ışınlanma makinesi sırası beklerken tanıştığı o hayırsız kızdan olan çocuğunun beni anımsayacağını hiç sanmıyorum. Hadi ben bir gün evde otururken sandalyeden düşüp yer çekimi kuvvetinin aslında bilindiği gibi değil çok başka bir şey olduğunu kanıtlasam ve bunu tüm fizik otoriteleri kabul etse, sonra tarihe geçsem bile o hayırsız kız ile evlenen  bilmemneyimin bilmemnesinin oğlunun beni hatırlamasının ne faydası olacak bana? O çağda yaşayan insanlar beni bilseler ne değişecek abi bende? Ölüyüm lan ben, böcek boku ve toprak nemi ile çürüyüp gidiyorum. Einstein öyle değil mi? Newton? Arşimet? Aristoteles? Büyük İskender? Saygıyla anıyor olmamızın ya da adlarının bugünlere gelişinin onlara ne getirisi var? Hareketsizce, hiçbir duyguya, reflekse ve düşünceye sahip olamadan alet çantasının içindeki kargaburnu gibi yatıyorlar. Üstelik doğa bıraktıkları onca şeye saygı duymadan dönüştürüyor onları, kemik bile kalmıyor, esamesi okunmuyor. Seni yiyen tırtıl, böcek, yılan beslenip ekolojik dengenin içinde sıçıp sevişip çoğalıyor sadece.

Din konusuna girmek istemiyorum ama ister istemez konu oraya doğru gidiyor. Ahiret inancı da bu yüzden çekici geliyor işte hepimize. Pragmatist duygularımıza hitap ediyor, sonsuzluğu bize ahiret sunuyor sadece. Materyalist yaklaşım ile bu kesinlikle anlamsız, kanıtlanamaz ve kabul edilemez. Çekici olmadığını kimse söyleyemez ama.. :) Huriler ve diğer sayısız bonus ise cabası.. :)

Her neyse abi bazıları inanmayarak madem kısıtlı bir zaman diliminin içindeyiz onu doya doya yaşayayım en mutlu anlarımı geçireyim, kafama hiçbir şeyi takmayayım diye çabalar, inanan insanlar ise; madem sonsuzluk diye bir kavram sunuluyor ve milyarlarca insan buna inanarak dünyadan göç etti bu zamana kadar, ailem, çevremdekiler de bu anlayışı benimsedi ve bu güzelliklerle dolu ya da acı ve adaletsiz (artık bakışına kalmış) dünyanın yaratıcısı varolmamızın nedeninin ibadet edip burada çabalamamız gerektiğini sonra da ödüllerle dolu diğer tarafın sonsuzluğunda şimdikinden kat be kat güzel yaşayacağımızı vaat ediyor o zaman ben de gerekeni yaparım diyor. Sonuç olarak hep bir pragmatistlik söz konusu.. Ben yaşamımın tümünü ibadetle geçireyim sonra da cehennemde yanayım diyen birini gösterebilir misiniz bana? Sadece yaratıcıya duyduğum saygıdan dolayı ibadet edip yaşamımı onun belirttiği kurallara göre yaşadım şimdi de cennet ödülünü istemiyorum ben sadece sevgimden dolayı yaptım her şeyi gidip cehennemde derimi yenileyip yenileyip yaksınlar? Sanmıyorum böyle birinin çıkacağını… Seçimlerimiz fayda üzerine kurulu görüldüğü gibi…

Bana kalırsa?

Bence her şeyi çok fazla önemsiyoruz. Çok abartıyoruz, çok kafaya takıyoruz, kötü duyguları çok fazla içimizde hissediyoruz, hiç yok olmayacakmışız gibi yaşıyoruz.

Hayvansı bir kalabalığın içinde rezil bir konuşma yapıp herkes tarafından dalga geçilsen ne? Kim milyoner olmak ister adlı yarışma programında ilk soruda “Türkiye’nin başkenti neresidir?” sorusuna C-Iğdır cevabını versen ne? Oturup blogunda benim gibi saçma bir yazı yazsan ne? Yok olmayacak mıyız nedir bu kasışımız? Diyorum ya hiç kimse bizi hatırlamayacak ve hatırlansak da bir boka yaramayacak! Mal mülk? Götümüze mi sokacağız afedersin?

Daha relaks, daha pozitif ve mutlu olmalıyız çünkü istatistikler bir daha buralarda olmayacağımızı söylüyor. Kafaya çok fazla şey takmadan, ego denen lanet şeye fazla kapılmadan koskoca evrenin içinde oluşan bir sistemin ufacıcık gezegeninin içindeki ufacıcık bir organizması olduğumuzu ve o boyut kadar gelen ve geçen zamanda minicik bir zaman diliminde yaşayabildiğimizi unutmayalım. Seçimimiz ne olursa olsun mutlu yaşayalım a dostlar çok takmayalım…

Gözümüzün yaşına bakmayan zamanı ziyan etmeyelim. Di mi?

 

Fotoğraf: Burcu Aycan

4 Comments

  • Anonim-e

    09 Kasım 2014 at 15:53

    Merhabalar! Seni yeni keşfetmiş bir ben ve okuduğum bilmem kaçıncı konu…
    Keşfedişimin şerefine toplu bir yorum yapsam sorun olmaz umarım.
    Blogunu çok sevdim -bende blog açmak istiyorum ama yeterli birikim yok işte-, hele Edebiyat kısmını talan edeceğimden eminim! Orospu Kırmızı hakkında baya meraklandırdın ve Fazıl Say-İlk Şarkılar'a da bir el atacağımdan eminim -bir klasik müzik blogu ararken buralara sürüklendim. Bu arada cidden klasik müzik hakkında tavsiyeler ve müzik yorumları okuyabileceğim bir blog varsa önerebileceğin harika olur.

    Şöyle bir okuyunca en basitinden 'bu hayatta ki amacım ne?' diye sorgulatıyor insanı ama asıl din konusundaki yorumlarını merak ediyorum ben, varsa rastlamadım.
    Ve son da ki yoruma hak versem de, hani mal mülk ne işimize yarayacak sonuçta zengini de fakiri de aynı toprağın, o beton mezartaşının altında yatıyor deyişin, hangimiz parayı önemsemiyoruz? Biliyoruz öleceğiz, unutulacağız falan ama insan 50-60 yıl yaşayacaksam da rahat yaşayayım, konforlu yaşayayım demiyor mu? Hani Allah'a şükür milyoner olma hayalim yok ama istediğim şeyi de alabileyim :D Üniversiteye yeni başlayan bir öğrenci olarak ilerde kendi başıma eve çıkmayı hayal ediyorum ve hani ev küçük olsa bile sıcak ve kendime ait bir ortam olması, orayı döşeyecek olmam.. bunun için bile para lazımken önemsememek cidden zor maddiyatı. Her neyse, kalemine sağlık.

    Cevapla
    • Varol AKSOY

      11 Kasım 2014 at 15:39

      Merhaba Anonim-e :)

      Bloguma olan sıfır ilgi neticesinde çok fazla vakit ayıramıyorum buraya. Kimse yorum yazmıyor yahu, çok fena sinir oluyorum ben bu duruma :/ Önüme gelen her yere bir şeyler yazıyorum ama kendi evladım gibi sevdiğim, canım ciğerim blogum aklıma bile gelmiyor. Yorumun sayesinde bir bloga sahip olduğumu tekrar hatırladım, teşekkür ederim. :)

      Para konusuna gelecek olursak; güzel şey, seviyorum kendilerini ama über önemli bi noktaya taşımamak lazım. Rahat yaşa abi süper bi olay bu, konfor filan kim sevmez ki? Ama para için deli divane olmamak lazım diye düşünüyorum. Öyle bir döngünün içine giriyorsun ki; azıcık uzaklaşıp kendine dışarıdan baktığında "oha lan ne yapıyorum ben" diyorsun. Örneğin benim işe gitmek için araba almak için işe gitmem gibi.

      Benim bu yazıdaki derdim şu an varolan değerleri yeniden konumlandırmaya ilişkindi. Yani o kadar deli anlamlar taşıyor ki bazı şeyler, az biraz uzaklaşıp baktığında; "oğlum bu ne lan" diyorsun. Para önemsiz değil ama süper über ultra önemli de değil. Ölmüyorsun sonuçta parasızlık yüzünden. Biraz zeka ile paran olmasa bile hayatta kalabilirsin. (türkiye için konuşuyorum, tabi afrika'da, ölümcül hastalıkların kol gezdiği yerlerde durum daha farklı) Kariyer mesela, deli gibi kas, çabala, git Obama ol Amerika'yı yönet. Toprağın içinde böcekler avuçlarını kaşıyor ölse de bi an önce yiyip kemirsek diye.

      Hayata bir kez geldiğimiz gerçeğini unutmayalım, kafamıza taktığımız, önemli olarak addetiğimiz şeylerin bir gün yok olup gidecek ve kimse tarafından hatırlanmayacak olduğunu bilelim, yeryüzüne gelmiş en harika insan olsak bile bunun bize sadece nefes aldığımız sürece bir etkisinin olacağını görelim diyorum.

      Aç karnına felsefe olmaz diye kim demişti ya, bak şimdi hak verdim ona düşününce :)

      Bu arada klasik müzikle ilgili şu yazım da var ama tabi her zamanki gibi saçma sapan şeyler :D https://www.varol.us/kisisel/klasik-muzik-kafasi.h

      Cevapla
  • zeynep Göktaş

    10 Nisan 2015 at 15:39

    Sinirlenme sürekli takiptesin öyle sanıyorum ki senin okuyucun yorum yazma konusunda biraz tembel :) Yazdıklarını ilgiyle okuyorum. Teşekkürler..

    Cevapla

Bir cevap yazın