Karşıdan gelen 1

Karşıdan gelen

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

karşıdan gelen

Hep mi işler yolunda gidecek? Ömer var mesela, 5 kardeşinin varlığının yetmediği bir evde gece vakti anne ve babasının küçük eğlencesinin ürünüydü. Gelmek ister misin aramıza diye sormadı kimse ona tıpkı bize de sorulmadığı gibi. Yine de görece şanslı hayatlara sahibizdir muhtemelen.

Ocak ayında karneler dağıtıldı okulda, çok fena bir kış günüydü ve ben seviniyordum en azından yollar boş olacak diye. Tek benim sevincim değildi elbette, tatilin keyfini doyasıya yaşayacak çocuklar da vardı. Mesela karne aldığı günün ertesi sabahı kaça kadar uyumayı planlamışlardı, gece hangi filmleri izlemişlerdi ve eğer karneleri iyiyse anneleri nasıl bir ödül vermişti onlara?

Karnenin ertesi sabahı yollar bomboştu, ne trafik ne bir şey, kahvaltımı yaptım, kahvemle birlikte sigara almak için girdim büfeye, keyfim yerindeydi. Oysa büfenin sahibi Şakir’in tadı yoktu, ayrı tellerden çalıyorduk. Saat 09:15 hiç unutmuyorum.

Ömer girdi büfenin kapısından içeri.

Neredesin sen? Saat kaç? dedi Şakir!

Diğer çocukları düşündüm o sabah, Ömer’le aynı yaşta, aynı saatte neler yapıyorlardı sınıf arkadaşları? Heves mi etmişti arkadaşlarından Ömer? Karne gecesi geç mi yatmıştı? 15 dakika geç kalmıştı, belki de okullar yok diye kapılardan sarkarak büfeye geldiği dolmuşu gecikmiştir, bilinmez…

Ömer karne hediyesini patronundan aldı. Ne sevindi, ne gururlandı. Boynunu büküp tezgahın arkasındaki tepsiyi aldı ve fırladı siparişi dağıtmaya.

Beş daire parası jeeplerin, spor arabaların arasında çalıştığı dükkandan aldığı haftalığı 80 lira, hepsini annesine veriyor, annesi de parasının içinden 10 lirayı çıkarıp Ömer’e veriyor. Hayatı yetişkinlerin arasında geçiyor, siparişleri götürürken ıslık çalıyor, kendi kendine şarkı söylüyor diye “salak” muamelesi görüyor çevresindeki “yetişkinlerden”.

Kimse anlamıyor kimseyi, kimse bilmiyor kimsenin içindekileri, herkes zeki, herkes kalite, herkes gururlu, herkes onurlu, herkes temiz, herkes dimdik ama herkes bir şekilde mutsuz. Bir siz misiniz be bu amına kodumunun hayatının kahrını çeken diyemiyorum kimseye de kendime hatırlatıyorum bunu her Ömer’i gördüğümde…

Tümüyle mutlu olamıyorum, sadece mutsuz olmamı engelliyor bu durum. Mutluluk ve mutsuzluğun arasında çok kararsız bir çizgi var, orada çakılı kalmamı sağlıyor daha ergenliğe bile girmemiş küçücük Ömer.

Ben size diyemem elbette ayıp olur ama; hani yolda karşıdan gelen iki yabancı kendi arasında konuşurken tam sizin yanınıza geldiğinde aralarında geçen bir cümleyi duymuş olursunuz ya istemeden. Hani tamamen farklı yönlere gidiyor olsanız da kısacık bir an olsa bile aynı şeyi düşünür olursunuz ya istemsizce. Farzedin ki tam yanınızdan geçerken “bir sen misin be bu amına kodumunun hayatının kahrını çeken?” diyorum sizin tanımadığınız ötekine. Geçip gidiyoruz…

Bir cevap yazın