Güneş ve rüzgar bize yeter! 1

Güneş ve rüzgar bize yeter!

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

BlDQazpIMAEzGJH

Bir aidiyet hissi vardır hani hiç bulamadığımız. Biz büyük şehirlerde doğmuş büyümüş insanların enteresan kaygılarından biridir. Gitmek isteriz, kaçıp uzaklaşmak isteriz bulunduğumuz yerden. Mutsuz insanın tanımı bir bakıma bu kaçma isteği.

Ben neyim, neden varım, nereye aitim, eksik olan ne? Bu varoluş sancılı soruların içinde cevabını bulabildiğim tek konu nereye ait olduğumdu.

Yıllar önce Hrant Dink öldürüldüğü zaman bir röportajını izlemiştim. Çok duygusal bir olayı anlatıyordu, içime içime işlemişti o hikaye. Her Hrant Dink dendiğinde aklıma o sözler gelir. Su çatlağını buldu. 

Mecbursun bir çatlaktan çıktın ve akıp bulacaksın yolunu. İnandırdım kendimi buna. Benim çatlağım Sinop’tan başka bir yer değil. Bir gün emekli olduğumda denizi gören bir yerde bahçesinde kedilerin gezdiği, pencere önündeki teneke saksılarında çiçeklerin yetiştiği tamamen amatör bir kitapçı açmak hayalim. Biraz balık tutarım, biraz güneşin batışına doğru rakımı yudumlarım, kimseye zarar vermeden sessizce akarım çatlağıma doğru diye düşünüyorum. Oraya aitim içimde, çok derinlerde hissediyorum bunu.

Hayatımda belkide oturtabildiğim tek hayalim şimdilerde tehlike altında. Yıllardır hükümet tarafından kasti olarak yatırım yapılmayan, fabrika vs. iş olanakları sağlanmayan, insanların çaresizlikle baş başa bırakıldığı cennet parçası Sinop’um nükleer santral projesi ile burun buruna. :(

Bir Çernobil, Fukuşima olmayacağının garantisini kimsenin veremediği bir şehir olacak Sinop’um, hayalim, yolumun sonu, akıp gideceğim çatlağım…

Atıkların toprağa gömüleceği, 100.000 yıl boyunca radyoaktif faaliyetlerinin izlenmesi gerekeceği bereketli topraklarım.

Türkiye’nin balık ihtiyacının % 35’ini karşıladığı berrak denizinin mahvolacağı huzurum.

Gidiyor Sinop’um, gidecek.

***

Ama Türkiye’nin gelişmesini istemiyorlar yieeeeaaa, sanki termik santraller çok temiz yieeaaa, bütün dünya yapıyor niye biz yapmayacağız yieaaaa, çernobil ile fukişima istisnaydı yieaaaa, maliyeti diğer kaynaklara göre daha ucuz yieeaaaa diyen bok beyinli hödük eğer yorum morum yapmaya kalkarsan ağzına yüzüne reaktör yapıştırırım, siktir git yenilenebilir enerji kaynaklarını araştır.


https://www.youtube.com/watch?v=VBHIpxVFi50

***

Otur bir de elin Japonunun çektiği videoyu izle, gönderdiği mektubu oku!

◆NOddIN 1st Exhibition  “Senin için Endişeleniyorum” Director TANGE KOUKI
Bu bireysel bir video kaydıdır, adı 「Mektup」.
Size duygularımı medya aracılığıyla değil kendi sözlerimle anlatmak istiyorum .
1yıl önce kendimi ifade etmemin çok güç olduğunu düşünüyordum, aslında şimdi de hala aynı zorluğu hissediyorum.
Şu dünyada birşeylere karşı çıkan da var, ağzını açıp karşı çıkmaya korkan da… farklı adaletlerin işlediği dünyada mücadele ediyoruz belki… ve ben de bilmeden birisini incitmekten ona zarar vermekten korkuyorum. Bazen bundan korkarak sessiz kalıyorum. Peki ya söz hakkı özgürlüğümü kaybedersem…geri dönüşü olmayan bir yola girilmiş olmaz mı diye düşünerek bir kere bile gitmediğim ülkenin insanlarına haykırmak istiyorum ki;
Nükleer kazayı yaşamış insanlar olarak biz sizin geleceğiniz hakkında endişe duyduğumuz için uykusuz geceler geçiriyoruz. En azından bu düşüncelerimi sizinle paylaşarak size dürüst olmak istiyorum, size duygu ve düşüncelerimi anlatmak bulabildiğim tek çözüm…
Ülkemizin nükleer enerjiyi ihraç etme arzusunda olduğu ülkenin insanları, sizin için endişeleniyoruz ,size anlatmak istiyoruz ki;
Endişe içindeyiz,
Sizin için duyduğumuz bu endişe ülke sınırlarını aşıp da size ulaşır mı ? Daha da önemlisi anlayacak mısınız yürekten ne demek istediğimizi?
Endişe içindeyiz,
Bundan sonra hayatın sana ne getireceğini hayal ediyorum. Ailenizin geleceğini hayal ediyorum. Sevdiklerinizin yakın arkadaşlarınızın geleceğini düşlüyorum .
Dilimiz de farklı kültürümüz de
Üstelik sizinle hiç karşılaşmadık…
Kendi atalarımla ve benden sonraki gelecek nesillerle hiç tanışmadığım gibi, hiç karşılaşmadığım sizler için de endişe duyuyorum .
İşte böyle bir mektup bu, izleyin lütfen… http://vimeo.com/90511972

(2 Nisan tarihinde Japonya Türkiye arasındaki Nükleer Anlaşmanın ilk aşaması sadece 5 saatlik bir müzakere sürecinin sonunda onaylandı)

Çeviren: Pınar Demircan

Sinirden devam edemiyorum yazıya. Ne hissettiğimi anlıyor olmalısınız. Yalvarırım size, eğer yarınlarınızı düşünüyorsanız sesinizi çıkarın. Kıvrılıp akacağımız başka bir çatlağımız yok doğadan gayri.

One Comment

Bir cevap yazın