Cehalet! 1

Cehalet!

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

Cehalet! 2

Gece geç vakitlere kadar çalıştığım için ister istemez iş arkadaşlarımla fazlasıyla haşır neşir olmaktayım, öyle ki anneciğimin gül yüzünü 1 saat görüyorsam yeri geliyor onların yüzünü 18 saat görüyorum.. Hal böyle olunca da tabii muhabbet muhabbeti açıyor bir yandan iş bir yandan sohbet dönüveriyor.

Şirketimizin şoförü Memati abi (daha doğrusu Mehmet Ali) aslında Mehmet Ali’de değil ama Mehmet Ali diyoruz hakiki adı Muhammed Ali ya bi saniye aslında adı Muhammed Ali de değil fakat bu isimlerin hepsini telafuz ediliyoruz gerçekten kimlikte yazan adı Muhammed Hanifi lakin böyle binbir isimle sesleniyoruz ve hepsini kabul ediyor :P Heh herneyse kendisi Sivas’ın güzel köylerinden birinde doğmuş, yeri gelmiş çobanlık yapmış yeri gelmiş Marmaris’te Meşrubat dağıtıcılığı yapmış bir şekilde hayatını idame ettirmiş.

Laf lafı açarken şirkete bir tanıdığını aldıracağını söyledi, bizim depo olarak kullandığımız ve merkeze epeyce uzak olan bölümde bekçi olarak çalışacakmış.  Balon satacağına gelsin çalışsın, 3 tane çocuğu var doğru düzgün bakamıyor onlara diye de ekledi..

Blog yazma nedenim de bu oldu işte..

Memati’nin anlattığına göre adam müebbet hapis yemiş daha sonra Rahşan affı ile serbest kalıp özgürlüğüne kavuşmuş.. Hapis filan diyince merak ettim neden hapse girmiş diye sordum.

Bu gençken köy yerinde aklını çelmişler, filancayı öldür sana kızı verelim demişler, bu da arsa meselesi yüzünden cahil aklıyla gidip adamı öldürüyor, uzun bir süre hapis yattıktan sonra af ile serbest kalıyor.. Lakin kendisine verilen sözü unutmuyor.

Çıkar çıkmaz ilk işi “aile büyüklerince” söz verilen kızı almak oluyor.

Kız herşeyden habersiz, aile büyükleri verdiği sözü unutmuş normal yaşantılarına devam ediyorlar ve kızı bir cami imamıyla nişanlıyorlar.

Hapisten çıkan adam dinlemiyor bile, kendinden 14 yaş küçük olan kızı kaptığı gibi düşüyor yollara..Kıza sorulur mu hiç gönlün var mı diye? Böyle bir hakkı yok.!

İstanbul’a geliyorlar..

İstanbul’a geliyor gelmesine fakat kimse eski mahkum birine iş vermek istemiyor, bu güne kadar hiç sigortalı bir işi olmuyor, uçan balon satıyor küçük çocuklara ve geçimini öyle sağlıyor daha doğrusu sağlayamıyor..

Buna rağmen 3 çocuk yapıyorlar. Biri önümüzdeki sene okula başlama yaşına girecek. En büyüğü hapiste bir taksiciyi gasp etmek suçundan. Ortancasının durumu nedir bilemiyorum.

O dönemde kız ile nişanlanan cami imamı; torun torba sahibi olmasına rağmen unutamamış, içine dert olmuş, şimdi mutlu bir yuvası vardır belki de fakat sevdiği kadını alamamanın burukluğunu taşıyor içinde..

Hayatından memnun birini görebildiniz mi bu hikayede? Tabii ki yok!

Peki suçlu kim?

Bu çok açık, yüzyıllardır süre gelen cahil anlayış..!

Adam hükümlü oluyor ve iş bulamıyor, kadın sevdiğine kavuşamıyor, sevmediği bir adamdan 3 çocuk dünyaya getirmek zorunda kalıyor ve mutsuz hayatını çocuklarına da yansıtıyor. Doğru düzgün sahip çıkamıyor, biri hapse giriyor. İmam? onlarca yıl geçiyor ve unutamıyor..

Zincirlemeyi gördünüz mü? Bir aptal anlayış yüzünden upuzun bir mutsuzluklar serisi boy gösteriyor.

Herşey ne için miydi? Bir arsa için..

Gidin bakın o arsa hâlâ yerinde duruyor, mutsuzluklar zinciri ise hâlâ devam ediyor.

Şehirden, dağın tepesindeki yerleşim alanlarına kadar her yere ulaşılmalı, bu cehalete bir son verilmeli.. Yoksa böyle boktan bir neden yüzünden daha çoook buna benzer üzüntü verici hikaye dinleriz.. Ayrıca zannetmeyin ki o; o zamandı şimdi böyle birşey yok diye, halen bu anlayış hüküm sürüyor. İnsanlar toprak yüzünden adam öldürüyor, genç kızlar istemedikleri adamlarla evlendiriliyor, mutsuz ailelerin temelleri atılıyor, o ailelerde yetişen çocuklarsa gidip taksicileri gasp edip hapislere düşebiliyor..

Her neyse adam bugün görüşmeye geldi, pazartesi işe başlayacak.. Umarım bundan sonraki hayatı biraz daha güzel olur ve en azından okula başlama yaşına gelmiş çocuğun güzel bir gelecek sunabilir.. Hiç umudum yok ama..

Hoşçakalın…

Bir cevap yazın