• Home
  • /
  • Kişisel
  • /
  • Blogları silkeleyip hayata döndürme harekatı vol1

Blogları silkeleyip hayata döndürme harekatı vol1

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

blog yazdıktan sonra ben

Twitter, Facebook yaygınlaştı Blogcular öldü diye geçenlerde bir yazı paylaşmıştım. Nerede? İsyan ettiğim yerde yani Facebook’ta  :D

Gerçektende eskiden düzenli yazan blogcu arkadaşlarımı takip eder, hatta yetişemez Google Reader ile tek bir yerden erişmeye çalışır, yorum yapar yorum alırdım. Şimdi hepimiz sönmüş, köşeye çekilmiş, küsgen tavuk (seviyorum bu tabiri) gibi olmuşuz. Bunun en büyük nedeni ise başta söylediğim şu mikroblog zıkkımları yani facebook, twitter, tumblr, ask.fm vs. Ruh haline göre paylaşmak, aktarmak istediğin her konuyu löp diye bu zıkkımlara dökebiliyor, sonra kıvılcım halindeki yazma isteğini bir başka bahara yani bir sonraki facebook paylaşımına kadar söndürüyorsun. Lanet bir olay bu! Ne kalıcılık var ne doğallık. Hem ihanet hem sıradanlığın daniskası!

Überaktif dostum Tuğba mimlemiş beni ve o yanıp sönen blog yazma ateşine adeta benzin döküp yeniden alevlendirmiş. :)

Bu mim ise upuzun süpersonik yazılar yazan Varol’a gidiyor. Yılların bir bloggerı daha. Müzikten kitaba, kitaptan evrene, evrenden sonsuzluğa her şeye değinen Varol’un yazmaya nasıl başladığı serüvenini anlatan bir cevap bekliyoruz. Bu yazma sevdası nasıl başladı, kimler fark etti? Anlat bakalım.

 

Nasıl yazmaya başladım?

İnternetin ilk dönem forumboylarından biri olarak “emeğe saygı”, “paylaşım için teşekkürler”, “bidibidi crakcli son sürüm” yazılarının cirit attığı yıllarda kendi halimde HTML öğrenmeye çalışıyorken bir template bulmuştum. O dönem henüz blogger.com yayında olmadığından ya da google satın almadığından ya da benim haberim olmadığından dolayı dreamweaver ile statik bir sayfaya günlük başımdan geçen olayları yazar yeniden sunucuya gönderirdim her seferinde. Bir de bedava alan adı yönlendirme hizmeti sunan bir siteden varol.tr.cx.gz.gs gibi saçma bir ad alıp sağda solda site yaptım gelin size de yapayım ama parasıyla diye ortalıklarda gezinirdim. :) Gerçekten de ekmeğini yemişliğim var bu düz html blog sitelerinin. :D

Sonraları hackerpowers.com adlı forum sitesinde blogger.com diye bir site açıldığını öğrendim. Hemen girip varol.blogspot.com alan adımı ve akabinde oluşabilecek her türlü tehlikeye karşı zibilyon tane daha alan adını kendime parsellemiştim. :D Ergeniz tabi vakit bol, boş işlere kafa feci basıyor. :D

Bir de para kazanma sevdası vardı tabi. Adwords’ün ilk yıllarında gökyüzü neden mavi? parayı kim icat etti? babam nasıl bu kadar güzel şöbiyet yapamıyor? gibi sorular dönerdi ortalıkta. Onlara cevap yazıp kendimce hit/para alabileceğimi düşünüyordum, tabi bu uzun sürmedi, vazgeçip günlük olaylardan bahsetmeye başladım. :)

Yazılar arttı, ihtiyaçlar çoğaldı derken wordpress ile varolaksoy.com diye bir blog açtım ve diğer yazılarımı aktarmadan o blogdan devam ettim. Maalesef ömrü uzun sürmedi, ben askerdeyken domain adının süresi doldu ve güzel hite sahip olduğundan başka biri alıp benim adım soyadım üzerinden abuk sabuk bir site kurdu. -artık o site benim!-

Askerden izine geldiğimde şuan yazdığım blogumu açtım ve o dönemden bu yana bloguma yazılar yazıp genellikle taslağa kaydedip çıkıyorum. :D

Kimler farketti?

Ortaokulda kütüphanelerle ilgili kompozisyon ödevi vardı ve nasıl oluyorsa ben hariç herkesin ödevden haberi vardı. Derse 5-10 dakika kala oturup bir kompozisyon yazmıştım ve hoca onu çok beğenip okumuş beni kutlamıştı. Ben de şaşırdım lan son dakika yazdığım yazıdan böyle övgü alıyorsam özene bezene yazsam nasıl olur diye.

Sonraları yazmak benim için güzel bir tutku halini aldı. Bilgisayarımın olmadığı dönemde evde deftere öyküler yazıp, yazıp yazıp ağlayıp, yazdıklarımı anlayabilecek arkadaşlarıma okuturdum ki bu bir elin parmaklarını geçmezdi. Öyle böyle değil ama dramatiklikten kafayı yersiniz okusanız, anne ölüyor, çocuklar aç sefil yorgan yastık yiyor filan. :D Ben yazdıkça kendimden geçip hüngür hüngür ağlıyordum. :D

Şimdi?

Okumak yazmaktan daha çekici gelse de halen haftada 1-2 yazı yazıyorum. Yarım bıraktığım 3 kurgum var onlara devam ediyorum ara sıra, arkası silgili bir kurşunkalem ile kısa öyküler yazıyorum deferime, bir mektup arkadaşı edinmiştim kendime cezaevinde hiç tanımadığım; ona umut verici şeyler yazıyordum ki vazgeçtim bu sevdadan. -başına bela alırsın diyen çok oldu, bir de malum Türkiye’de böyle iyi niyetli ütopik davranışlar genellikle cezasız kalmaz-

Geçenlerde bir edebiyat blogu açmıştım okuduğum kitapların incelemelerini yaparım diye. Neredeee o da yalan oldu kitapkahvemuzik.com domaini ile. :)

Blog konusunda ise bir küskünlük hali mevcut ama üzerimizden bu ölü toprağını atacağız biraz daha çabalayarak. Yazıp yazıp yayınlamadan taslaklara kaydetmek yerine paylaşmaya cesaret etmek istiyoruz eski blogcular olarak. :)

Sanırım bir mimin sonuna geldik :)

Evet bu başlığın altını doldurmak gerekiyor, yani mimin sonuna geldik. :D

Aaryuket?

Buradan ben de size aaaryuket çekmek istiyorum sevgili blogcu arkadaşlarım. :)

Blog yazmanın size getirisi ne oldu? Blog yazmak hayatınızda neleri değiştirdi? Cevap bekleniyor Tuğba, Beyaz, Semih, Arif, Aybüke, Gülşah, Serhan, Şebnem

Bir cevap yazın