Aret ve Ben 1

Aret ve Ben

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

Aret ve Ben 2

Hayatımın epeyce eğlenceli olması gereken kısımlarını (iki yıl öncesi ve varoluşum arasındaki zaman diliminden bahsediyorum) öyle güzel insanların değerli katkılarıyla benzersiz bir katlanılmazlığa dönüştürdüğümü düşünüyordum bir zamanlar. Katlanılmaz olduğu aşikardı fakat gerçekten değerli saydığım insanlar mıydı bu katlanılmazlığı bana yaşatan? Çevremde gördüğüm herkes gibi derin düşünceler, çıkmazlar, melankolik kaybediş hikayeleri, gözyaşlarıyla hiçbir şey anlamadan çevirdiğim kitap sayfaları, anılar içerisinde süzüldüğüm şarkılar vs. vs. sürüyle şey yaşıyordum. Bu hayatımın en çirkin, en lanet haliydi biliyordum ve başa çıkamıyordum sanki. Direniyor, toparlanıyor ve tekrar eski halime dönüyordum. Ta ki değişim denen gerçeğin farkına varana kadar.

İnsan değişemiyorsa sürekli aynı şeylerin benzerini yaşamaya mahkumdur. Kabulleniş bir intihardır. Beklenti aciziyettir. Yaşamın değerini bilemeyen sanki defalarca bu dünyaya gelme şansı varmış gibi israf edip tüketilen zamanın zavallı insanlarına yakışır bu tür melankolik süreçler. Hiç kimsenin özünde mutsuzluk yatıyor olamaz, herkes bir şekilde mutluluğa ve huzura ulaşabilir, yeter ki değişmesini bilsin.

Kendi toparlanma sürecimin en istikrarlı zamanlarımda çevremde benden destek alan, onlara da bakış açımı yansıtarak motivasyon sağladığımı düşündüğüm bir çok arkadaşım vardı. Çevrem mutsuz insan doluydu ama onlara rağmen ben mutluluğa doğru ilerliyordum. Sanki bu bir tür test mekanizmasıydı benim için. Mutsuzların içinde mutluluğumu test edebiliyordum ve onlara da doğru olduğuna inandığım yolu anlatarak egoistçe bir huzur yaşıyordum. Mutluluğun paylaşılarak büyüdüğü gerçeğini de gözlemliyordum.

Bir gece uykuya dalmışken adını zikretmek istemediğim bir arkadaşım aradı. Büyük bir depresyonun içerisindeydi ve uyuyamadığını ağlamaktan gözlerinin şiştiğini söyledi. Çok ilginç sayılmayacak samimiyetimle doğru orantılı bir istekte bulundu benden. Varol bana kitap okur musun?

Hemen yanı başımda bulunan kitaplığımda karanlıkta elime geçen ilk kitaptan herhangi bir sayfayı sana okumak istiyorum bakalım neler çıkacak dedim ve karanlıkta rastgele bir kitap seçip yanımda duran kitap okuma lambamı açtım. Doğruldum ve okumaya başladım.

Gece vakti kısık sesle öyle sözler dökülüyordu ki telefonun diğer ucuna aktardıklarıma ben bile inanamıyordum. Sadece bir bölüm okudum kitaptan ve ikimiz de şaşkına dönmüştük. Ne ben seçmiştim kitabı, ne o böyle şeylerin denk gelebileceğini bekliyordu. Tümüyle içinde bulunduğumuz durumu ve benim artık dünyaya bakmaya karar verdiğim bakış açımı anlatıyordu. Sanki ona daha önce söylediklerimi desteklemek için yazılmış bir kitaptı bu.

Hemen kitabın adına ve yazarına baktım. Elinde bir ayna tutan kanatlı erkek melek figürünün altında Sen ve Ben – Aret Vartanyan yazıyordu. Sabah ilk işim kitabı çantama koymak oldu. Delicesine incelemek istiyordum fakat bir anda bitiriveririm diye de korkuyordum.

Günler günler geçti aradan, minik minik sayfalar okuyarak hiç bitmemesini umarak o zaman da şimdi de yapmamam gereken bir seyahatte bulundum. Anlattığım dönüşüm hikayemde o ana kadar topladığım tüm motivasyon ve pozitif enerji yerle bir olmuş, ilkelerimle ters düşerek eskisinden de yıkık bir hale bürünmüştüm. Kitap elbette yanımdaydı. Hiç yapmamam gereken seyahatin dönüş yolunda uçağımın kalkmasına 3 saat kala havaalanında bitirdim kitabın kalan sayfalarını. Tüm o yıkılışım o ana kadar biriktirdiğim gücümün tükenişi sanki kendini onarmaya başlamış ve inancım sadece bir kitapla yerine gelmişti. Farkındayım karmaşık bir durumu anlattığımın bir dirilip bir ölme hikayesiydi aslında bu, önemli olan o etki ile nereye geldiğim ve neleri elimde tutarak şimdi kendimi nasıl hissettiğim.

Tüm açık yürekliliğimle söylemek istiyorum ki eğer başıma bir iş gelmeyecekse :) dünyanın en mutlu ve sorunsuz insanlarından biriyim! Zaman zaman düşer gibi olsam da toparlanmak gerçekten çok az zamanımı alıyor. Sebebi de bakış açım. Dünyada benden değerli hiç kimsenin olmadığı gerçeğini ruhuma kazıyışım, an denilen kutsal zaman diliminin farkına varışım, korkmam gereken hiçbir şey olmadığının hayatın aldığım kararlar neticesinde şekillendiğinin ve gerçekten neyi isteyip neyi istemediğimin bilinci aydınlattı bir zamanlar berbat renkli köhne yaşam odamın duvarlarını..

Bana bu kadar faydası dokunmuş bir yazar olan Aret Vartanyan’ın kitabını fikirlerime değer veren, destek almak isteyen onlarca arkadaşım tavsiye ettim ve bir o kadarına da hediye ettim her nerede yaşıyor olurlarsa olsunlar. Çok az tanıyıp mutsuz olduğunu gördüğüm insanlara bile gönderdim. Bu yazıyı okuyup onlardan biri olanlar var ise tam olarak bu kitabın benim için neden bu kadar değerli olduğunu da anlamış olurlar. :) Umarım onlar da daha iyilerdir, genellikle mutsuzluk anlarında yanında olmamı isteyenler çoğunlukta, tabi ikinci bir şansları olmayacağına da bahse girerim bu arkadaşlarımın!

Her neyse geçtiğimiz hafta çok büyük bunalımların içinde olduğunu bildiğim ve 8-9 yıllık mazimiz olmasına rağmen yıldızlarımızın hiç barışmadığı bir ahbabıma önerdim bu kitabı. Hayatında okuduğu ilk kitap buydu ve bana bakış açısındaki değişiklikleri anlatırken içimde duyduğum o gururu kelimelerle tarif etmem imkansız. O da bana göre kurtarılmış insanlardan biri olacak. Tabi bunu gerçekten isterse. Gerçekten isterse diyorum çünkü kitap bir mucize değil, asıl güç istemekte! Değişmeyi benimseyebilmekte.

O arkadaşım bana duyduğu minnete istinaden Aret Vartanyan’ın sunduğu kişisel dönüşüm etkinliği olan Yaşam Atölyesi tanışma toplantısına rezervasyon yaptırmış. Sınırlı sayıda katılımcının bulunabildiği toplantıya gitmek için o benden fazla heyecan duyuyordu. Nasıl söylesem bilmiyorum biraz vefasızlık gibi olacak ama Aret Vartanyan’dan almam gerekeni aldığım ve kendi iç huzurumu yakalayabildiğim için ilk günlerdeki kadar heyecan verici bir yanı yoktu toplantının.

Tanışma günü geldi çattı ve ben halen süren soğuk algınlığıma rağmen gitmek istedim sebepsizce, heyecanım yoktu ama orada olma isteğim mevcuttu. Soğuk ve hastalıklı bir sonbahar gününde evde sıcacık kahvem ve müziğimle kitap okumak kabul edebileceğim en harika fikirken gayet meşakkatli bir yolu göze aldım ama neden buna karar verdiğimi o zaman da şimdi de kestiremiyorum. Her neyse..

Feng shui felsefesine göre dizayn edilmiş mistizm ve modernizmin çok estetik bir şekilde kullanıldığı Yaşam Atölyesi merkez ofisine girdik ve mumlarla aydınlatılmış geniş alanda beklemeye başladık. Erken gittiğimiz için biz kendi aramızda arkadaşımla sohbet ederken göz ucuyla birer ikişer gelen insanları da gözlemleyebiliyordum. O alanda gördüğüm herkeste bir kaygı, bir umutsuzluk hali söz konusuydu, enerjilerini hissetmek için usta olmaya gerek yok. Grup tamamlandı ve farkettim ki o alandaki en normal sayılması gereken kişi benim ya da öyle hissettim bilemiyorum.

Aret Vartanyan geldi ve gayet klasik giyinmiş insanların içinde rahat ve spor kıyafetlerim saç ve sakal salaşlığımla özellikle seni merak ediyorum dedi. Herkese sorduğu kimsiniz ve neden buradasınız sorusuna yanımdaki arkadaşımın iş hakkında açıklamasını onaylayarak eklemelerde bulundum. Adım Varol ve adımla örtüşen Varoluşçu felsefenin bahsettiği öze ulaşabilmem için bana göre birşeyler var mı onu görmek istiyorum dedim. Öykü ve denemeler yazıyorum ve bazen sanki kendim değilmişim birşeylerin etkisindeymişim çerçevenin dışında olmam gerektiği hissini taşıyorum dedim. Ayrıca Sen ve Ben kitabını yanımdaki arkadaşım ona benim tavsiye ettiğimi söylemesine istinaden kitabı birçok kişiye tavsiye ettim ve epeyce işine yarayacağını düşündüğüm arkadaşıma hediye ettim dedim. Bin Yüz Bir İnsan kitabını okuyup okumadığımı sordu ben de okumadığımı söyledim. Bana konuşma sonunda kitabını hediye edeceğinin sözünü verdi :) Gayet ilgisini çekti ilk girişim. :) Zaten konuşma boyunca sürekli bana karşı hitaplarda bulundu.

Varoluşçulukla ilgili olarak daha önce Stanley M.Honer, Thomas C.Hunt, Dennis L.Okholm’un birlikte yazıp derlediği Felsefeye Çağrı kitabında da önerisini alıp kenara not ettiğim Matrix filmini salonda bulunan ve işin ironik kısmı varoluşçulukla tek ilgisi olan kişi olarak izlemediğimi duyunca şiddetle tavsiye etti. Yazıyı yazdığım an itibari ile de izlemedim ya neyse. :)

Konuşması bittikten sonra sormak istediğim birkaç şey vardı, onları yönelttim kendisine gayet eğlenceli bir şekilde sohbet havasıyla cevapladı.

Kitap imzalamak için konuşma alanının kenarında bulunan barda beklerken bana kitap sözünün olduğunu hatırlattım. Görevli arkadaşlardan birine kitap getirmesini rica ederken bir başka görevli arkadaş sizin muhakkak Yaşam Atölyesi’nde bulunmanız gerekiyor dedi. Çok şaşırdım. Yani kendimi övmek gibi olmasın diye bana yönelttiği şeyleri aktarmak istemiyorum ama şiddetli bir gurur kapladı içimi sözleri dinlerken :D Kitap gelmişti, kitabımı imzalarken Varol dedim, bu adı unutmayacağım dedi, Varoluşçu Varol diye hatırlarsınız artık dedim :) Aret az önceki konuşmayı sürdürdü ve aynı şeyi söyleyecektim kesinlikle sen burada olmalısın. Ne iş yapıyorsun bilmiyorum ama sen yazıyorsun bunu cidden hissettim anlattıklarından ve gerçekten iyi yazıyorsun dedi. Benim o gurur hissim artık patlayacak noktaya gelmişti. :)

Yanımdaki arkadaşıma dönerek bu adamı işten kovun ve bırakın yazsın dedi. Ağzım kulaklarımdaydı tabi o an. Arkadaşım uzattı kitaplarını ve okuduğu ilk kitap olduğunu, sayesinde artık düzenli kitap okumaya başladığını söyledi. Tabi ben kendisine epeyce kitap seçmiştim D&R’dan ve tesadüf Yaşam Atölyesi’ne katılacağımız gün kargo ile ulaşmıştı kitapları eline. Mecburen toplantıya getirmek zorunda kaldı. Aret’de bakayım neler seçmiş dedi. :) Aret ile fikir olarak örtüştüğünü düşündüğüm Osho’yu arkadaşıma önermiştim. Onun bir kaç kitabını çıkardı, Aret’e sordum sizin etkilendiğinizi düşünüyorum Osho’dan doğru mu acaba diye? Evet Osho kesinlikle var dedi. Sonrasında has adamım Charles Bukowski’yi görünce gülümsedi. Vaay benim favori yazarlarımdandır dedi. Bir de Jack Kerouac’ın Yolda kitabını önermiştim arkadaşıma, özellikle Yolda’nın hayatımın kitabı olduğundan bahsettim. Görevli arkadaşa not ettirdi bunu muhakkak okuyacağım dedi.

Facebooktan ekle beni Varol, mesaj yaz, seninle sohbet etmeyi sürdürmeyi çok isterdim dedi. Nasıl mutlu oldum anlatamam. Aret arkadaşım gibi birşey olmuştu sanki o an için, belki de olmuştur bilmiyorum. :)

Konuşmanın devamında hayatımda daha önce de imzalı kitaplarım olmuştu ama bizzat imzalattığım iki kitabım oldu biri beni yazmaya şiddetle teşvik eden Ferhan Şensoy biri de hayatımın en berbat bunalımından çıkmama destek olan sizsiniz dedim. Onun için de anlamlı bir durum olduğunu gülümsemesinden farketmek hiç zor değildi.

Kendisini tanıdığım için çok mutlu olduğumu dile getirdim ve tokalaşarak ayrıldık mekandan.

Hayat bir dengeden ibaret sanki öyle değil mi? Kitap hediye ediyorum ve kitabın sahibi bana başka bir kitabını hediye ediyor. Düşüyorum ve düştüğümde elimden tutan adam beni salondaki onca insandan farklı kılıyor ve gururumu okşayarak yine teşvik ediyor tüm samimiyetiyle.

Belki Yaşam Atölyesi benim için bir kırılma noktasıdır, belki gerçekten katılmalıyımdır, bu tercihi yapmalı mıyım emin değilim ama yürüdüğüm yolun şuan için en iyisi olduğunun bilincindeyim. Daha iyisinin olup olmayacağını zaman ve benim adımlar gösterecek.

Son olarak kitabı bitirdiğim dönemde facebook üzerinden paylaştığım kitap öneri yazımı sunmak istiyorum.

Şimdiye kadar okuduğum ve tekrar okuyacağıma emin olduğum, tüm sevdiklerime, iyi olmasını istediklerime, mutsuz, özgüvensiz, kendini sevemeyen, aşk acısı çeken, hayata karşı umutsuz olan, varoluşunun değerini anlayamayan, kendini milyarlarca insandan biri zanneden, gözlerini kapayıp renkleri göremeyen, güneşin bulutun kuşların ağaçların farkına varamayan tüm insanlara tavsiye edeceğim gerçekten “baş ucu kitabı” sözünü sonuna kadar hak eden bir kitap. 

Eğer bugün birilerine iyilik yaptıysam muhtemelen en büyüğü bu kitabı tavsiye etmiş olmamdır, bu kadar eminim!Sözün sonu: Bu kitabı ne kadar erken okursanız yaşamınızın geri kalanı için o kadar iyi..Not: Kesinlikle bir kişisel gelişim kitabı değildir.Teşekkürler: Aret Vartanyan
 
Eğer işler yolunda gitmiyorsa bu sizin suçunuzdur bir başkasının değil. Yaptığınız ve özellikle yapmadığınız herşey sizi bağlar. Varoluşunuzun kıymetini bilin ve saçma sapan acı dolu anların sona ermesi için adımlar atmaya başlayın! Bir kıvılcım için Aret Vartanyan – Sen ve Ben kitabını kullanabilirsiniz.
Sevgiler.

Bir cevap yazın