Kategoriler
Siyaset

İşte CEHAPE zihniyetinin icraatları

atatürk ve chp

60 yıldır Türkiye’yi bir gıdım ilerletememiş sağ ve merkez sağ görüşlü partilerin sürekli karaladıkları, en son 60 küsür yıl önce iktidar olmuş, bir dikili ağacı yok, bir çivi çakmamış denilen, sürekli bunlaaaaaaar diye başlayan ve kara propaganda ile devam eden konuşmalara hedef olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin neler yaptığını paylaşmak istiyorum.

Çen çen konuşup bir bok yapmadan çok şey yapmış gibi göstermeye çabalayan malum hırsızlık örgütünün bu denli komik bir duruma düşmesinin sebebi okumayan kitleye güvenmek değil de nedir?

 

İŞTE CEHAPE ZİHNİYETİNİN İCRAATLERİ

1923 – Cumhuriyet Halk Partisi Kuruldu. (9 Eylül 1923)

1923 – CHP Genel Başkanlığına Mustafa Kemal Atatürk seçildi. (11 Eylül 1923)

1923 – Ankara Başkent ilan edildi. (13 Ekim 1923)

1923 – Cumhuriyet ilan edildi (29 Ekim 1923)

1923 – Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu kuruldu.

1924 – Hilafet kaldırıldı.

1924 – Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) kabul edildi.

1924 – İlköğretim zorunlu hale getirildi.

1924 – Lozan Antlaşması yürürlüğe girdi.

1924 – Gölcük’te ilk tersane ünitesi kuruldu.

1924 – Devlet Demiryolları kuruldu.

1924 – İstanbul – Ankara arasında ilk yolcu uçağı seferi yapıldı.

1924 – Türkiye İş Bankası kuruldu.

1924 – Türk Kadınlar Birliği kuruldu.

1924 – Ankara ilk planlı şehir olarak tanzim edildi.

1924 – Cumhurbaşkanlığı Orkestrası kuruldu.

1924 – Türkiye Tütüncüler Bankası kuruldu.

1924 – İlk milli sigorta Anadolu Sigorta faaliyete geçti.

1924 – Bursa’da Karacabey Harası kuruldu.

1924 – Milli Sahne Ankara’da ilk tiyatro olarak kuruldu.

1924 – Topkapı Sarayı müze olarak ziyarete açıldı.

1924 – Türkiye Cumhuriyeti yazılı ilk madeni para tedavüle çıktı.

1924 – Atatürk’ün önerisiyle ismini de verdiği Cumhuriyet Gazetesi yayına başladı.

1925 – Danıştay kuruldu.

1925 – Türk Hava Kurumu (Türk Tayyare Cemiyeti) kuruldu.

1925 – İstanbul’da Liman İşleri inhisarı kuruldu.

1925 – Osmanlı’da köylülerden alınan Aşar Vergisi kaldırıldı.

1925 – Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü kuruldu.

1925 – Sanayi ve Madenler Bankası kuruluş kanunu kabul edildi.

1925 – 1920’de Atatürk tarafından kurulan Anadolu Ajansı, Anonim Şirkete dönüştürüldü.

1925 – Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu kabul edildi.

1925 – Gazi Orman Çiftliği kurulmaya başlandı.

1925 – Eskişehir Cer Atölyelerinde demiryolu malzemesi üretecekbirimler hizmete girdi.

1925 – Adana Mensucat Fabrikası üretime başladı.

1925 – Türkiye’nin ilk betonarme köprüsü Menderes Nehri üzerine yapıldı.

1925 – İlk Cumhuriyet altını basıldı.

1925 – Adana ve Bergama Müzeleri açıldı.

1925 – Tayyare Cemiyeti’nin katkılarıyla Ankara’da Türk yapımı ilk planör uçuruldu.

1925 – Şeker Fabrikaları kurulmasına ilişkin kanun kabul edildi.

1926 – Demir Çelik Sanayiinin kurulmasına ilişkin kanun yayımlandı.

1926 – Uluslararası saat ve takvim uygulanmasına başlandı.

1926 – Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girdi. Kanunla kadın erkek eşitliği sağlandı.

1926 – Türk Telsiz Telefon Şirketi kuruldu.

1926 – Eskişehir Uçak Bakım İşletmesi açıldı.

1926 – Yabancı gemilere tanınan ayrıcalıkları kaldıran Kabotaj Kanunu yürürlüğe girdi.

1926 – İlk şeker fabrikası Alpullu Şeker Fabrikası işletmeye açıldı.

1926 – Ankara otomatik telefonu işletmeye açıldı.

1926 – İstanbul’da inşaat demiri üreten ilk haddehane açıldı.

1926 – Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri kuruldu.

1926 – Amasya, Sinop ve Tokat Müzeleri açıldı.

1926 – Kayseri Uçak ve Motor Fabrikası açıldı. (1950’li yıllarda Adnan Menderes hükümetince kapatılana kadar bu fabrikada toplam 112 savaş uçağı üretildi.)

1926 – Bakırköy Çimento Fabrikası kuruldu.

1926 – Uşak Şeker Fabrikası işletmeye açıldı.

1927 – Teşviki Sanayi Kanunu kabul edildi.

1927 – Bünyan Dokuma Fabrikası hizmete girdi.

1927 – Ankara – Kayseri demiryolu açıldı.

1927 – Emlak ve Eytam Bankası kuruldu.

1927 – İstanbul Radyosu yayınlarına başladı.

1927 – Samsun – Havza – Amasya demiryolları açıldı.

1927 – Bursa Dokumacılık Fabrikası açıldı.

1927 – Eskişehir Bankası kuruldu.

1927 – Ankara Arkeoloji Müzesi ve Sivas Müzesi kuruldu.

1927 – Okullarda karma eğitime geçildi.

1927 – İlk basketbol ligi düzenlendi.

1927 – Köy Öğretmen Okullarından ilki Kayseri’de açıldı.

1927 – Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kağıt parası tedavüle çıkarıldı.

1927 – İzmir Müzesi açıldı.

1927 – Ankara’da Çocuk Sarayı açıldı.

1927 – İlk düzenli radyo yayını İstanbul’da gerçekleştirildi

1928 – Laiklik Cumhuriyetin temel ilkesi olarak kabul edildi.

1928 – Anadolu Demiryolu Şirketi yabancılardan satın alındı.

1928 – Haydarpaşa-Eskişehir-Konya ve Yenice-Mersin Demiryolları yabancılardan satın alındı.

1928 – Ankara Çimento Fabrikası açıldı.

1928 – Türk Halkına okuma-yazma öğretmek için Millet Mektepleri açıldı. 1936’ya kadar 16-45 yaş arası yaklaşık 3 milyon kişiye temel eğitim verildi.)

1928 – Ankara Numune Hastanesi açıldı.

1928 – Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü kuruldu.

1928 – Türk Eğitim Derneği (TED) Atatürk’ün koruyuculuğunda Ankara’da kuruldu.

1928 – Türk Vatandaşlığı Yasası kabul edildi.

1928 – İstanbul Bomonti’de Türk Mensucat Fabrikası hizmete girdi.

1928 – Amasya – Zile demiryolu açıldı.

1928 – Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki hakkındaki kanun kabul edildi.

1928 – Malatya Elektrik Santralı açıldı.

1928 – İlk defa Kadınlar Mahkemelerde Avukat olarak görev aldılar.

1928 – Kütahya – Tavşanlı demiryolu açıldı.

1928 – İstanbul’da Üsküdar, Bağlarbaşı ve Kısıklı’da tramvay hatları açıldı.

1928 – Ankara’nın ilk büyük oteli Ankara Palas açıldı.

1928 – Gaziantep’te Mensucat Fabrikası işletmeye açıldı.

1929 – Mersin- Adana demiryolu yabancılardan satın alındı.

1929 – Ankara ile İstanbul arasında telefon konuşmaları başladı.

1929 – Ayancık Kereste Fabrikası açıldı.

1929 – Trabzon Vizera Hidroelektrik Santralı hizmete girdi.

1929 – İstanbul’da Fatih-Edirnekapı tramvay hattı hizmete girdi.

1929 – Anadolu-Bağdat, Mersin- Tarsus Demiryolları yabancılardan satın alındı.

1929 – Haydarpaşa Limanı yabancılardan satın alındı.

1929 – Kütahya- Emirler, Fevzipaşa-Gölbaşı demiryolları açıldı.

1929 – Deniz Ticaret Kanunu kabul edildi.

1929 – Paşabahçe Rakı ve İspirto Fabrikası hizmete girdi.

1929 – Yeni Türk harfleriyle ilk posta pulları basıldı.

1930 – Ankara – Sivas Demiryolu Hattı ulaşıma açıldı.

1930 – Kadınlar Belediyelerde seçme ve seçilme hakkı kazandı.

1930 – Mecidiyeköy Likör ve Kanyak Fabrikası açıldı.

1930 – Ankara’da Ziraat Enstitüsü kuruldu.

1930 – Kayseri – Şarkışla demiryolu açıldı.

1930 – Türkiye Gazeteciler Birliği kuruldu.

1930 – İstanbul Galata Köprüsü’nden 70 yıldan beri alınan köprü geçiş ücreti kaldırıldı.

1930 – Ankara Etnografya Müzesi halka açıldı.

1931 – Bursa- Mudanya demiryolu yabancılardan satın alındı.

1931 – Gölbaşı – Malatya demiryolu açıldı.

1931 – 10 ilde Bölge Sanat Okulları açıldı.

1931 – Çocuk Esirgeme Kurumu kuruldu.

1931 – Tekel Genel Müdürlüğü kuruldu.

1931 – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kuruldu.

1931 – Uluslararası ölçü birimleri kabul edildi.

1931 – Türk Tarih Kurumu kuruldu.

1932 – Devlet Sanayi Ofisi (DSO) kuruldu.

1932 – Samsun- Sivas demiryolu açıldı.

1932 – Diyarbakır Tekel Rakı Fabrikası işletmeye açıldı.

1932 – Sanayi Teşvik Kanunu ile toplam 1473 işletme teşvikten yararlandırıldı.

1932 – İzmir Rıhtım İşletmesi yabancılardan satın alındı.

1932 – Türkiye Sanayi Kredi Bankası kuruldu.

1932 – Kütahya – Balıkesir demiryolu açıldı.

1932 – Ulukışla – Niğde demiryolu açıldı.

1932 – Halkevleri açıldı. (1951’de Demokrat Parti-Adnan Menderes hükümetince kapatıldıklarında 478 Halkevi, 4322 Halk Odası vardı.)

1932 – Türk Dil Kurumu kuruldu.

1932 – Türkiye Milletler Cemiyetine üye oldu.

1933 – Eskişehir Şeker Fabrikası açıldı.

1933 – Sümerbank resmen faaliyete geçti.

1933 – İstanbul – Ankara arasında düzenli uçak seferleri başladı.

1933 – Adana-Fevzipaşa demiryolu açıldı.

1933 – Ulukışla – Kayseri demiryolu açıldı.

1933 – Yerel Yönetimlere finansal yardım için İller Bankası kuruldu.

1933 – İstanbul Üniversitesi kuruldu.

1933 – Zonguldak Yatırım Bankası ve Kayseri Milli İktisat Bankası kuruldu.

1933 – Havayolları Devlet İşletmesi kuruldu.

1933 – Samsun- Çarşamba demiryolu hattı yabancılardan satın alındı.

1933 – Halk Bankası kuruldu.

1933 – Ankara’da Yüksek Ziraat Enstitüsü açıldı.

1934 – Bandırma- Menemen- Manisa demiryolu yabancılardan satın alındı.

1934 – İlk Türk Operası sahnelendi.

1934 – Kadınlar birçok Avrupa ülkesinden önce genel seçimlerde seçme/seçilme hakkı kazandı.

1934 – İzmir -Kasaba demiryolu yabancılardan alınarak devletleştirildi.

1934 – Keçiborlu Kükürt Fabrikası üretime başladı.

1934 – Soyadı Kanunu kabul edildi.

1934 – Turhal Şeker Fabrikası açıldı.

1934 – Isparta Gülyağı Fabrikası üretime başladı.

1934 – Kayseri Uçak ve Motor Fabrikasında yapılan ilk uçağın deneme uçuşu yapıldı.

1934 – Basmane (İzmir) – Afyon demiryolu yabancılardan satın alındı.

1934 – Sümerbank Bakırköy Bez Fabrikasının açılışı yapıldı.

1934 – İlk Süttozu Fabrikası Bursa’da açıldı.

1934 – Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası işletmeye açıldı.

1934 – Demiryolu Elazığ’a ulaştı.

1935 – Haftasonu tatili Cumartesi – Pazar olarak kabul edildi.

1935 – Aydın Demiryolları yabancılardan satın alındı.

1935 – Amortisman Sandığı kuruldu.

1935 – MTA Enstitüsü kuruldu.

1935 – ETİBANK kuruldu.

1935 – Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. kuruldu.

1935 – Türkkuşu kuruldu.

1935 – İstanbul Rıhtım Şirketi yabancılardan satın alındı.

1935 – Ankara’da troleybüs hattı işletmeye açıldı.

1935 – Fevzipaşa – Ergani – Diyarbakır demiryolları açıldı.

1935 – İlk Arkeolojik kazılar Alacahöyük’te başladı.

1935 – Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası üretime başladı.

1935 – Zonguldak Türk Antrasit Fabrikası işletmeye açıldı.

1935 – Afyon – Isparta demiryolu açıldı.

1935 – Sümerbank Kayseri Dokuma Fabrikası’nın açılışı yapıldı.

1935 – Ankara Mamak’ta Gaz Maskesi Fabrikası açıldı.

1935 – Ayasofya müze olarak ziyarete açıldı.

1935 – Ankara’da Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi açıldı.

1936 – Kabotajın Deniz Yolları İdaresi’ne geçmesi sağlandı.

1936 – Ankara Çubuk Barajı açıldı.

1936 – Motreux Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.

1936 – Çanakkale ve İstanbul Boğazlarında askerden arındırılmış bölgelere Türk askerleri yerleştirildi.

1936 – Ankara’da Devlet Konservatuarı açıldı.

1936 – Edirne-Sirkeci Şark Demiryolları yabancılardan satın alındı.

1936 – Haydarpaşa Numune Hastanesi hizmete girdi.

1936 – Sümerbank Malatya İplik ve Bez Fabrikası kuruldu.

1936 – İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası hizmete girdi.

1936 – Elazığ Şark Kromları İşletmesi kuruldu.

1936 – İzmir Enternasyonal Fuarı açıldı.

1936 – İzmir Havagazı Şirketi yabancılardan satın alındı.

1936 – İstanbul Telefon Şirketi yabancılardan satın alındı.

1936 – SEKA’nın İzmit’teki fabrikasında ilk kağıt üretildi.

1936 – Ankara 19 Mayıs Stadyumu hizmete açıldı.

1937 – Sümerbank Konya Ereğlisi Dokuma Fabrikası üretime başladı.

1937 – Ziraat Bankası Kanunu kabul edildi.

1937 – Kozlu Kömür İşletmeleri yabancılardan satın alındı.

1937 – Çatalağzı – Zonguldak demiryolu açıldı.

1937 – İstanbul Resim Heykel Müzesi açıldı.

1937 – Ankara’da ilk Bira Fabrikası kuruldu.

1937 – Toprakkale – İskenderun demiryolu yabancılardan satın alındı.

1937 – Ankara’da Motorlu Tayyarecilik Okulu açıldı.

1937 – Urfa’da Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliği açıldı.

1937 – Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası açıldı.

1937 – Denizbank kuruldu.

1937 – İstanbul ve Trakya Demiryolları yabancılardan satın alındı.

1937 – Diyarbakır – Cizre Demiryolu açıldı.

1937 – Yozgat Termo-Elektrik Santralı hizmete verildi

1938 – Gemlik Suni İpek Fabrikası açıldı.

1938 – İzmir Telefon Şirketi yabancılardan satın alındı.

1938 – Ankara Radyoevi hizmete girdi.

1938 – Divriği Demir Madenleri üretime başladı.

1938 – Bursa Merinos Fabrikası faaliyete geçti.

1938 – Murgul Bakır İşletmeleri satın alındı.

1938 – Türk askerleri Hatay’a girdi.

1938 – Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü kuruldu.

1938 – Devlet Havayolları Genel Müdürlüğü kuruldu.

1938 – Eskişehir İspirto Fabrikası açıldı.

1938 – İstanbul Elektrik Şirketi yabancılardan satın alındı.

1938 – Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) kuruldu.

1938 – Sivas – Erzincan demiryolu açıldı.

1938 – Giresun’da Fiskobirlik kuruldu.

1939 – Ergani Bakır İşletmesi hizmete girdi.

1939 – Karabük Demir Çelik Kok Fabrikası üretime başladı.

1939 – İstanbul’da yabancıların işlettiği Tramvay Şirketi tesislerini hükümete devretti.

1939 – İstanbul’daki Tünel İşletmesi tüm tesislerini hükümete devretti.

1939 – Bursa ve Mersin elektrik tesisleri devletleştirildi.

1939 – Adana Elektrik Şirketi devletleştirildi.

1939 – Sivas Demiryolu Makinaları Fabrikası kuruldu.

1939 – Aydın’da 4000 köylüye toprak dağıtıldı.

1939 – İstanbul’da İETT kurıldu.

1939 – Fransız askerleri Hatay’dan çıkartıldı, Hatay Türkiye’ye katıldı.

1939 – Karabük Demir Çelik Fabrikası Yüksek Fırınları hizmete girdi.

1939 – Ankara Havagazı Şirketi devletleştirildi.

1939 – Karabük Demir Çelik Boru Fabrikaları hizmete girdi.

1939 – Milli Piyango İdaresi kuruldu.

1939 – Unkapanı Atatürk Köprüsü açıldı.

1939 – İlk Türk denizaltısı Haliç’te denize indirildi.

1939 – Sivas – Erzurum demiryolu açıldı. (Cumhuriyetin ilk 15 yılında yapılan demiryolu 3.000 km.ye ulaştı.)

1939 – Tekirdağ Şarap Fabrikası hizmete açıldı

1940 – Kozabirlik kuruldu.

1940 – Türk Petrol Şirketi kuruldu.

1940 – Köy Enstitüleri kuruldu. (Toplam sayısı 21’i bulan köy enstitüleri 1954 yılında Adnan Menderes Hükümeti tarafından tamamen kapatıldı.)

1940 – İstanbul Radyo İstasyonu hizmete girdi.

1940 – Ereğli Kömür İşletmesi kuruldu.

1940 – Haliçte yapılan İkinci Türk denizaltısı donanmaya katıldı.

1940 – Taksim Gezi Parkı İstanbul’da açıldı.

1940 – Eğitim amaçlı Halk Odaları kuruldu. İlk etapta 141 Halk Odası açıldı.

1940 – Ankara’da Milli Halk Kütüphanesi Açıldı.

1940 – Garp Linyitleri İşletmesi kuruldu.

1941 – Gebere Barajı açıldı.

1941 – Petrol Ofisi kuruldu.

1941 – Türk Hava Kurumu Ankara’da uçak fabrikası kurdu.

1941 – THY Yurtiçi uçuş merkezlerini 11’e çıkardı.

1941 – Elazığ’da Cüzzam Hastanesi açıldı.

1942 – Ankara Etimesgut’ta üretilen ilk Türk uçağı deneme uçuşları yaptı.

1942 – Türk Devrim Tarihi Enstitüsü kuruldu.

1942 – İlköğretim seferberliği başladı.

1942 – Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü açıldı.

1942 – Dalaman ve Hatay Devlet Üretme Çiftlikleri kuruldu.

1942 – Bursa, Denizli, Mersin, Çorum ve Urfa’da Kız Sanat Enstitüleri açıldı.

1942 – İlk büyük Türk ilaç fabrikası Eczacıbaşı İlaç Fabrikası Levent’te açıldı.

1942 – Atatürk Devrim Müzesi açıldı.

1943 – Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsası Kanunu kabul edildi.

1943 – Zonguldak – Kozlu demiryolu açıldı.

1943 – İstanbul’da Atatürk Bulvarı açıldı.

1943 – Ankara’da Gençlik Parkı açıldı.

1943 – Diyarbakır – Batman Demiryolu açıldı.

1943 – Seyhan Regülatörü açıldı.

1943 – Sivas Çimento Fabrikası açıldı.

1943 – İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü kuruldu.

1943 – İstanbul’da Yıldız Parkı açıldı.

1943 – Ankara Fen Fakültesi açıldı.

1944 – Türkiye Zirai Donatım Kurumu (TZDK) kuruldu.

1944 – İzmit Klor Alkali Fabrikası hizmete girdi.

1944 – İzmit Selüloz Fabrikaları işletmeye alındı.

1944 – Türk Hava Kurumu’nun Ankara’daki uçak fabrikasında 140 eğitim uçağı, ambulans uçakları ve çok sayıda planör üretildi. (Ankara, Kayseri ve Eskişehir’deki Uçak ve Uçak Motoru Fabrikalarının tamamı 1950’li yıllarda Adnan Menderes hükümeti tarafından kapatılmıştır.)

1944 – İzmit’te Gazete ve Sigara Kağıdı Fabrikası açıldı.

1944 – Yeşilköy’de yerli sermaye ile üretilen ilk Türk özel yolcu uçağının denemesi yapıldı.

1944 – Anıtkabir’in temeli atıldı.

1944 – İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) kuruldu.

1944 – Mersin Limanı hizmete açıldı.

1944 – Gaziantep Havaalanı açıldı.

1944 – Fevzipaşa – Malatya, Diyarbakır – Kurtalan demiryolu hizmete girdi.

1944 – Sakarya’da Ziraat Alet ve Makinaları Fabrikası üretime başladı

1944 – İzmir’de Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu açıldı.

1945 – Şirketi Hayriye devlet tarafından satın alındı.

1945 – Türkiye Birleşmiş Milletler’e kurucu üye olarak katıldı.

1945 – İskenderun Limanı hizmete girdi.

1945 – Türkiye ilk defa yerli ampul üretimine başladı.

1945 – Balıkesir, Van, Rize, Erzurum, Erzincan ve Çankırı’da lise ve enstitüler açıldı.

1945 – Çiftçiyi ve Köylüyü Topraklandırma Kanunu kabul edildi.

1945 – Ormanlar koruma amacıyla devletin mülkiyetine geçti.

1945 – İstanbul -Londra, İstanbul – Paris uçak seferleri başladı.

1946 – İş ve İşçi Bulma Kurumu kuruldu.

1946 – İşçi Sigortaları Kurumu yürürlüğe girdi.

1946 – İstanbul – Ankara arasında yataklı tren seferleri başladı.

1946 – Ankara Üniversitesi kuruldu.

1946 – Elazığ Tekel Şarap Fabrikası açıldı.

1946 – İstanbul ve Ankara Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.

1946 – Türkiye’nin ilk çok partili seçimleri yapıldı.

1947 – Heybeliada Senatoryumu hizmete girdi.

1947 – İstanbul Açıkhava Tiyatrosu açıldı.

1947 – İşçi ve İşveren Sendikaları Kanunu kabul edildi.

1947 – Palu – Genç demiryolu açıldı.

1947 – Türkiye Dünya Sağlık Örgütüne üye oldu.

1947 – Rize Çay Fabrikası hizmete girdi.

1947 – Eskişehir Demiryolu Takım Fabrikası hizmete girdi.

1947 – İstanbul’da İnönü Stadyumu açıldı.

1948 – Köprüağzı – Maraş demiryolu açıldı. (Açılan son demiryolu hattı oldu, 1950 DP-Adnan Menderes hükümetinden itibaren demiryolu yapımları durduruldu.)

1948 – Çatalağzı Termik Santralı hizmete girdi.

1948 – Türkiye Milli Talebe Federasyonu kuruldu.

1948 – Milli Kütüphane hizmete girdi.

1948 – Ankara Etimesgut’ta kurulan Uçak Motor Fabrikası hizmete girdi.

1949 – Porsuk Barajı açıldı.

1949 – Emekli Sandığı kuruldu.

1949 – Türkiye İnsan Hakları Bildirgesini onayladı.

1949 – Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü kuruldu.

1949 – İstanbul’da Kartal- Yalova araba vapuru hattı açıldı.

1949 – Sümerbank Ateş Tuğla Fabrikası Filyos’ta açıldı.

1949 – Muş’ta Alparslan Devlet Üretme Çiftliği kuruldu.

1949 – Murgul Bakır İşletmeleri üretime başladı.

1949 – Türkiye Avrupa Konseyi’ne kabul edildi.

 

 

 

 

Not:

 

1: 1923 – 1950 arasında tüm bu eserler yaratılırken ve yatırımlar gerçekleştirilirken tek kuruş bile borç alınmamıştır. Borç alınmadığı gibi Osmanlı’nın bıraktığı Düyun-u Umumiye borçları da ödenmiştir.

 

2: 1929 -1932 arası Dünya tarihinde şu ana kadar yaşanan en büyük kriz olan “Dünya Ekonomik Bunalımı” dönemidir.

 

3: 1939 – 1945 arası tüm dünyanın yıkıma sürüklendiği II.Dünya Savaşı dönemidir. Bu dönemde tüm dünya kana bulanırken ve komşu ülkelerde bile milyonlarca insan ölürken, Türk vatandaşlarının burnu bile kanamamıştır.

Kategoriler
Siyaset

Ne olacak bu Türkiye’nin hali?

economic-crisis

17 Aralık’tan bu yana malumun ilanı gerçekleşiyor. Şu aşamada yapılacak hiçbir şey yok halk tarafından, öfkeyle izleyip kendimizden geçiyoruz sadece. Üç aşağı beş yukarı halka söylenmiş yalanları biliyorduk aslında ama ben işlerin bu raddede olduğunu, gerçekten bu denli bir onursuzluğun yukarıdakiler tarafından yapıldığını öğrenince küçük dilimi yuttum resmen.

Bir kaç konuda öylesine notlar düşüp gideceğim, uzatmayacağım yazıyı.

Öncelikle insanların bu adama oy vermelerinin temelinde yatan ekonomiden bahsetmek istiyorum.

Evet AKP döneminde ekonomik anlamda gerçekten bir takım gelişmeler hissedildi. Bu benimsedikleri liberal ekonomik yapıdan kaynaklanıyor aslında. Devlet kurumlarının çok büyük bir bölümünü özelleştirerek (yani satarak) kaynak ürettiler.

Asıl bu ekonomik rahatlamanın sebebi ise bambaşka. ABD merkez bankası FED tarafından uygulanan tahvil alımları sayesinde Türkiye’nin başına resmen piyango vurmuştu. Krizde olan ABD değersiz tahvilleri alıp dolar vermiş, dolarları alan ABD’li yatırımcılar da ellerinde dolarları gelişmekte olan ülkelere (bizim gibi ülkeler) daha fazla faiz verdikleri için taşımışlardı. Bu sayede Türkiye eline muhteşem bir sıcak para geçmeye başlamıştı, dolar akıyordu sürekli.

Türkiye bu fırsatı değerlendirip dolarla dolar kazanabilmek yerine sürekli bir tüketim strateji seçti kendine. Etrafınızda gördüğünüz tüm o AVM’lerin açıklaması da tam olarak bu oluyor. Üretmek yerine sürekli tüketen, kazanan tüketen, kazanan tüketen bir mekanizmanın içindeydik.

Örneğin yollar yapılıyordu, yollarda ilerleyebilmek için araba gerekliydi. Araba için neredeyse tümü yabancıların elinde olan bankalardan kredi çekmek gerekliydi. Benzin gerekliydi.

AVM’ler ile sosyal hayat alışkanlıkları değişiyordu. Kredi kartları yaygınlaşıyor, taksit sayıları artıyor, shopping fest’ler düzenleniyor, insanlar çılgıncasına para harcıyorlardı. Olmayan paralarını!

Bunun gibi bir sürü örnek.

bernanke

Peki ne oldu da 17 Aralık sonrası bu çöküş başladı? 

Öncelikle ekonomik çöküşün üç ana noktası var.

  • FED’nin tahvil alımını ard arda 10 milyar dolar azaltması

Bloomberg

Radikal

Yukarıdaki kaynaklarda da okunacağı gibi tahvil alımını azaltması Amerikalı yatırımcı tarafından endişe yarattı.

  • 17 Aralık sürecindeki hükümetin inkar, sansür ve saldırgan politikası yatırımcının Türkiye’ye olan güvenini azalttı.

Hükümetin olayları örtbas etme gayreti halkı olduğu gibi yatırımcıyı da rahatsız etti. Paralarını Türkiye’den alarak kendi ülkelerine dönmelerine sebep oldu.

Görüldüğü üzere şu an dolar her gün rekor üzerine rekor kırıyor, ülkedeki sıcak para azaldıkça Türk Lirası değer kaybediyor. Türkiye Merkez Bankası da durun, paranızı buradan almayın, biz faizleri yükselteceğiz böylece siz daha çok kazanacaksınız dese de işler istedikleri gibi yürümedi. Doların yükselişi durmadı, olan faiz artışı üzerine yüklenmiş halka oldu.

  • Tüketime dayalı ekonomik politika

11 yıllık süreçte sadece yurt dışından ithal edilen ticari mallarla dönen, tümüyle kendini teslim etmiş politika bir anda doların yükselişi ile Türkiye ekonomisinde inanılmaz bir sarsıntı yaşattı. İnsanlar yurtdışından dolar ile aldıkları ürünü daha pahalıya almaya başladılar, daha pahalıya alıp daha yüksek fiyattan satmaya başladılar ve yakın zamanda çok daha büyük şekilde hissedilecek etkileri.

Otomobil örneğinde olduğu gibi sadece inşaata yüklenen strateji halkı kredi çekmek için bankalara muhtaç etti. Konut alabilmek için renkli hayallere dalan halk için tek seçenek vardı, banka ve bunu da sonuna kadar kullandılar zaten. Sonuç olarak her 3 kişiden biri bankalara yıllarca kredi ödemek üzere imza attı. Sonrası??? Malum!

Bu sadece işin ekonomi ayağı, bir de siyasi stratejiler var ki ona sonra değineceğim. Hükümetin ülkeyi bu hale sokmasının altında ne dış güçler, ne kirli oyunlar, ne tezgahlar, komplolar var. Tek sorun DUNNING-KRUGER SENDROMU!

Tümüyle bilgisizlik, niteliksizlik ve aşırı özgüvenden kaynaklanan, tıpkı Adnan Menderes gibi uçuruma sürükleyen adımlarla bugün tüm bu olanları yaşıyoruz. Adnan Menderes’in şu sözleri de aslında tam olarak Dunning-Kruger Sendromu’nu anlatıyor.

‘Ne işimiz vardı siyasette, buradan çıkar çıkmaz Aydın’a, Çakırbeyli çiftliğine döneceğim’

İstemekle, iyi niyetle olmuyor hiçbir şey! Malum şahıs bunu göremiyor, her şeyi çok iyi bildiğini sanıyor oysa taklalara gelmekten başka bir şey yaptığı yok! Kaldı ki ben iyi niyetli biri olduğuna da inanmadım hiçbir zaman. Adnan Menderes’in de öyle biri olmadığını biliyorum. Yunanistan’da Atatürk’ün evini yaktılar yalanı ile halkı kışkırtıp 6-7 Eylül olaylarıyla birlikte gayrimüslim yurttaşların Türkiye’de göç etmesine, onların mallarına el konulmasına, talan edilmesine sebep olmuştu. Her neyse biz malum şahısa dönelim.

Bugün ortaya çıkan Benim başörtülü bacılarıma saldırdılar yalanıyla birlikte ülkede ciddi bir kutuplaşmadan faydalanmak, insanlara uydurma hikayeler anlatıp bir tarafı tukaka gösterip kendilerini yüceltmekle kemik bir kitle yaratma peşine düştü. Kısmen de başarmış sayılabilir. Yalnız her gün ortaya çıkan ses kayıtları, tapeler, ve akıllara zarar iddialar geçen fezlekelerle kemik kitle erimeye başladı bile. En büyük etkiyi ekonomik ve dış ilişkilerdeki yeteneksizlikleri nedeniyle görmeye başlayacaklar. Paranın yerini hiçbir şey dolduramaz malum kitlede, buna adım gibi eminim!

Her neyse şu sendromdan bahsedelim biraz.

Nedir bu Dunning-Kruger Sendromu?

psikoloji dalinda ignobel ödülü alan çalışma. dunning-kruger sendromu olarak da adlandırılır.
psikologlar justin kruger ve david dunning’in tarihe geçmelerine vesile olan
teorileri özetle, “cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan
güvenini artırır” der.

metin çözme, araç kullanma, tenis oynama gibi çeşitli alanlarda yapılan
araştırmaların sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır:
-niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
-niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.
-niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp
anlamaktan da acizdirler.
-eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar,
niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar..

değerlendirme zaafı:
iki uzman daha sonra, bu teorilerini test etme fırsatı da buldular. cornell
üniversitesi’ nden 45 öğrenciye bir test yaptılar, çeşitli sorular sordular.
ardından öğrencilerden “testin sonucunda ne kadar başarılı olacaklarını
tahmin etmelerini” istediler.
en başarısızların (yani sadece yüzde 10 ve daha az doğru cevap verenlerin),
testin yüzde 60’ına doğru cevap verdiklerine, ayrıca iyi günlerinde olsalar
yüzde 70’e ulaşabileceklerine inandıkları ortaya çıktı.
en iyilerin (yani en az yüzde 90 doğru sonuç alanların) en alçakgönüllü
denekler olduğu (soruların yüzde 70’ine doğru cevap verdiklerini
düşündükleri) görüldü. (not: dunning ve kruger bu çalışmalarıyla 2000
yılında ig nobel * de kazandılar.)

Cemaat, hükümetin stratejileri, sansür, yolsuzluk olaylarına belki daha sonra değinirim yalnız bir kalıp var bilirsiniz “diego dur allahını seversen zaten ortalık karışık” işte bu karmaşada başıma bir boklar gelsin istemiyorum. Sadece gözlemlerimi aktardım.

Son olarak; aydınlık bir Türkiye istiyorsak eğer  Dunning Kruger Sendromu yaşayan insanlardan kurtulmamız gerekir diye düşünüyorum.

Kategoriler
Siyaset

Slavoj Zizek ve Alain Badiou Konferansı Notları

Çağımızın en ünlü iki filozofu Slavoj Zizek ve Alain Badiou Konferansı’ndan gelip sıcağı sıcağına yazayım dedim. Biraz not tuttum ikisinin de anlattıkları hakkında.

Konferansın konusu Küreselleşme ve Yeni Sol’du. Sohbet genellikle Şanlı Gezi Direnişi’miz üzerinden gitti. İki kuramcının direnişin farklı bir boyut kazanma sürecinde gözlemlerini aktarmaları gerçekten ilgi çekiciydi.

lox_Alain_Badiou_12_528263a

Alain Badiou

Badiou’nun anlattığına göre dünya üzerindeki mülkiyetin %50’sinden fazlası çok küçük bir grubun elinde. İnsanlığın huzur içerisinde yaşayabilmesi için mutlaka kapitalizm denilen vahşi köpeğin yok edilmesi gerekiyor. Kapitalizm çeşitli ülkelerde farklı şekillerde kendini gösterebiliyor. Bizim ülkemizde her ne kadar paradoksal bir anlam taşısa da İslami Kapitalizm uygulandığına dair görüşünü bildirdi. Açıkçası varlığından haberdar olsam da bu kavramı şu ana kadar irdelemiş değilim, üzerinde fikir beyan edecek kadar bilgim yok yani. Badiou’nun bu gözlemi hiç havada bir tabir değil ama ona eminim. Devam edelim.

Onun görüşüne göre (Badiou’yu gerçekten etraflıca araştırmış değilim) tüm bu saçma sapan düzenden kurtulmak için hiçbir klasik yol çözüm olmayacak. . Cidden merak ediyorum nasıl bir şeyi kastettiğini, konuyu araştıracağım. Kendisi de konferansın benim bulunduğum zaman diliminde detayına girmedi. Belki bir önceki gün yaptığı konuşmasında bahsetmiştir, bilemiyorum.

 

slavoj

Slavoj Zizek

Gelelim Zizek’e. Haysiyet kavramı üzerinde durdu ve Gezi Direnişimizin bizim bu uğurda verilmiş büyük anlam taşıyan bir mücadele olduğunun vurgusunu yaptı. Çok büyük işlere imza atıldığından bahsetti. Hükümetin gerçekten salakça davrandığına değindi.

Kapitalizmin artık insan fabrikaları açacak kadar şiddetli bir noktaya ulaştığını söyledi. Hindistan’da sırf işçi olarak çalıştırılabilmek için doğurulan bebekler olduğunu, bunların bazılarının batılı zengin ailelere satıldığını aktardı.

Ayrıca azılı bir kapitalizm düşmanı olmasına rağmen düşmanına hayranlıkla baktığını da beyan etti. Mükemmel tasarlanmış bir pislik anlamında bir şeyler söyledi. Düşündüğünde gerçekten mükemmel tasarlanmış, kendi içinde sürekliliğini devam ettirebilen, kusurlarını tamir edebilen, insanların zarar görmelerine rağmen hayran kaldıkları bombok bir şey.

Hani kültürel değerler, bir benlikten filan bahsederiz ya. Anadolu insanı, Karadeniz insanı filan. Zizek diğer ülkelerde de bu tür yerel değerlerin varlığından ve bu birikimin kapitalizm tarafından mükemmel bir silah olarak kullanıldığından bahsetti. Klişe olacak ama gölgesini satamadığı ağacı kesen kapitalizmden bahsediyoruz, elbette yerel değerleri de kullanacak kadar profesyonel bir düşman kendisi.

Zizek her özgürlükçü mücadelenin bir lidere ihtiyaç duyduğundan bahsetti. Gezi direnişinin renksiz, kimliksiz bir yapıda olmasına gönderme yapıyordu sanırım burada. Liberal anlayışın bireysel özgürlükler kalıbıyla kurnazca kapitalizme güç kazandırdığına kısa bir süre değindi.

Direnişin iktidarı ele geçirecek bir hareket olarak görülmemesi gerektiğini, asıl hedefin sonsuza dek uzanabilecek bir hareket olarak, totaliter yapıya indirilmek üzere her an hazırda bekleyen devasa bir balyoz bir baskı aracı şeklinde yerini almasını söyledi. Şöyle ki; bundan 20 yıl sonra Gezi Parkı ne kadar güzeldi değil mi? O zamanlar ne cesurca direnmiştik gibi nostaljik hikayelere sahip olmak yerine kalıcı bir hale gelebilmesinin yolunu aramamız gerektiğini söyledi. Kendisi öğrenci hareketleri zamanında bunu yaşamış, siz böyle bir şeyle karşılaşmayın mutlaka yıkılmaz bir hareket haline getirin dedi. Dünyada nispeten benzer örnekleri var elbette fakat yaptırımları tartışılır, onun düşüncesi muhtemelen daha önce görülmemiş bir hareket olarak varolması. Bilemiyorum, yine de belirsizlikten daha mantıklı bir hareket olacağı kesin.

Atladığım, belki de tam özünü yakalayamadığım noktaları vardır, kafam allak bullak zaten İstanbul trafiği ile boğuşup, eve gelip notlarımı toparlamaya çalıştım. Eksiği, fazlası affola.

Yakın zamanda haber sitelerinde konuşmanın tam videosunu ve ve derlenmiş haberlerine ulaşabilirsiniz. Blog üzerinde link olarak paylaşırım yayınlandıklarında.

Bonus

Konferansı protokolden izledim.(şans) Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’e teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Dünyaca ünlü iki filozofu canlı dinlemek büyük keyifti.

IMG_5871

Salonda Kemal Kılıçdaroğlu 2 metre yan tarafımda oturuyordu. İnsanların onu yuhalamalarını gerçekten ergence bir davranış olarak görüyorum. Sonuçta bir parti lideri olarak değil, bireysel olarak katılmış ve hiçbir şekilde CHP logosu, bayrağı tarzında bir şey ortaya koymamış. Bazı arkadaşlar saçma sapan provokasyonlarla konferansa minik bir miktar gölge düşürdüler bu gereksiz hassasiyetleriyle.

IMG_5883_opt (1)

Alain Badiou ile bir fotoğrafım var fakat umarım fotoğrafımı çeken beyefendi mail adresime gönderir. Daha önce hiç bir filozofla fotoğrafım olmamıştı. :D

 

Kategoriler
Siyaset

Dünyanın En Güzel Suudi Arabistanı

suudi_arabistan_haritaAnnem, oğlum ben hacca gitmek istiyorum bir gün dedi. Neden olmasın anneciğim dedim ama aklıma bir şeyler takıldı.

Dur anlatayım.

Olay şu. Hâc nerede oluyor? Suudi Arabistan’da değil mi?

Bak, Arabistan ya da Dünyanın En Güzel Arabistan‘ı değil, Suudi Arabistan. Başındaki o Suudi bir çok şeyi değiştiriyor aslında ama sanırım bir zeka küpü benim, nedense kimsenin umrunda değil o acayip ek.

Suud ailesine ait bir ek o sevgili dostum. Bir ülkenin bir aileye daha doğrusu bir hanedanlığa ait olduğunun açıklaması. Mesela orası benim babamın olsa Aksoyi Arabistan topraklarında Hâc vazifeni yerine getirecektin. Benim babamın değil ama başka birinin babasının. Sonuç olarak ortada bir babanın sahiplenmesi var koskoca bir ülkeyi. Doğru muyuz? Doğruyuz bebeğim, enteresan ama doğru bilgi bu.

Şimdiiiii, dünyanın dört bir yanında müslüman dostlar tıpkı annem gibi hacca gitmek istiyorlar. Para biriktiriyorlar Allah’ın onlardan istediği, şart koştuğu, paran varsa bunu yapmadan asla ama aslaaaa kesinlikle cennete almam dediği hac vazifesini yerine getirmek için. Atlıyorlar uçağa, trene, otobüse (dedem yıllar önce otobüsle gitmiş, düşünsene sıcağı, insan düşünebilen barbekü gibi bir kıvama geliyor yanıp kavrulmaktan) cebindeki parasını döke saça harcıyor Allah yolunda.

İşte diyorum ki Allah’ın emrettiği bir görev nasıl bir ailenin elinde bulunabilir? Abi düşünsene ya dünyanın en büyük turizm faaliyetinin ev sahibisin. Oluk oluk akıyor para, bir de petrol var. Lan orada kimse çalışmasa yüzyıllarca döke saça geçinirler.

Bu kadar paranın aktığı İslam’ın başkenti bir ülkenin tüm İslam alemine el uzatması gerekir değil mi? Ben mesela dinen böyle bir operasyonun içinde olsam, imkanı olmayanları da bedavaya getirtirim ki yazık garibanlar inançlarının gereğini yerine getirsinler diye.

Kazın ayağı öyle değil ama tatlım dur bak bi dinle beni. Şimdi bu Suud ailesi zaten zamanında İngilzilerin kallavi yalakaları olmakla birlikte edindikleri kutsal mekanın sahipliğini zevk-ü sefa içinde kutlarken, dinen emredilen komşusu açken tok yatan bizden değildir düsturunun olabildiğince uzağında kalıyorlar. Komşusu açken derken bu bir benzetme değil nokta atışı bir olay.

YEMEN

Bak neler oluyor Yemen’de görüyor musun? Yemen neresi biliyor musun dostum? Bak burası. Suudi Arabistan’ın götünün dibi. İki adım atsan Yemen’e varıyorsun.

Oysa bizim Suud Ailesi bireyleri ne yapıyor biliyor musun dostum? Hani ibadet için kıt kanaat biriktirdiğin paraların üzerine konan Suud Ailesi.

620 Milyon Dölares’e yat alıyor.

Disneyland’ı kapatıyor, senin ibadet paranla

Boğaz’da 3 tane köşk alıyor, yine senin inancınla kazandığı paradan

Falan filan dostum, bunun gibi bir sürü şey var bak google’da suud prensi harcamaları gibi keywordler kullan neler çıkıyor karşına. Bunların hepsi İslam’ın Şartları’ndan doğuyor söylememe gerek var mı? Kelime-i Şehadet getirmek, Namaz kılmak, Oruç tutmak, Zekat vermek, HACCA GİTMEK.

Söyleyeceklerim bu kadar dostum. Yukarıda bir yerlerde dünyanın en güzel arabistan’ı dedim, Turgut Uyar babaya selam vermeden olmaz. :)

sevgilinin göğsüdür dünyanın en güzel arabistanı.
o yoksa arabistan güzel değildir. her yer arabistandır, tüm arabistanlar çirkindir…

aklımda arabistan. arabistan’da ben. bende aşk.

 

Kategoriler
Siyaset

Sevimli dünyanın sempatik yaşayıcıları

African_eyes_by_proamaÇok göstermelik insanlarız ya. Ciddi söylüyorum, öylesine fasa fiso görüntüler bırakıp masanın üzerine kendi eğlenceli hayatlarımıza koşuveriyoruz. Gözlerimizi hemen kapayabiliyoruz sorunlara, olmamış gibi yapmıyoruz ama bahaneler bulup sorunlara karşı duyarsız kalabilme  hakkını kendimizde görebiliyoruz.

Bir aktivist olabilmek dünyanın en anlamlı yaşam biçimlerinden biri bence. Ben aktivist değilim ama yukarıdaki paragrafta bahsettiğim o bahaneler bulup insanlığın sorunlarıyla ilgilenmeme muafiyetine hakkım varmış gibi yaşamıma devam etmem kesinlikle iğrenç bir iki yüzlülük örneği, bu nedenle her şeyden vazgeçip dünyadaki sorunlara odaklı yaşayabilen insanlara derinden saygı duyuyorum.

Ben neden Afrika’da hastalığın kol gezdiği, insanların bir damla su bulamadığı ve orospu çocuklarının aslında insanların açlıktan ölmediğini söylediği sefil bir hayatı yaşamıyorum? Ben neden Gazze’de bir kampta yalın ayak bombalar üzerine yağarken pırıl pırıl gözleriyle gökyüzüne bakan bir çocukla aynı zorlukları paylaşmıyorum? Ben neden milyarlarca insanın yaşadığı ve adına ülke denilen bir topluluğun içinde neredeyse hiçbir bireysel hakka sahip olmayan bir köle değilim? Ben neden onuru iki paralık edilen, her gün aşağılanıp sille tokat şiddet gören ve hatta öldürülen bir kadın değilim? Ben neden sadece güzel görünen kürkü için öldürülen ve hatta bazen öldürülmeden diri diri işkence edilen bir leopar, birileri götüne sokabilsin diye dişleri sökülmesi adına öldürülen bir fil, doğal yaşamı zerre umursamadıkları için dünyanın içine eden insanlar yüzünden türü yok olan bir ayı değilim? Ben neden ölüme yolculuk yapan bir mülteci değilim?

the_lieBen neden evinde petekleri açılmış sıcacık odasında, internetinin başında bir yandan müzik dinleyen bir yandan sözüm ona yazı yazan aşağılık şanslı birisiyim? Tanrı mı verdi bana bu hakkı? Peki onların suçu? Sınav mı dedin? Çocuklarla mı?
Tanrı bana konserlerde dans etme hakkını tanırken Afrika’daki çocuğu kendi idrarını içmeye mi mahkum ediyor?  Ben son model cep telefonum ile komikli tweetler atarken o telefonu üreten fabrikada çalışan küçücük bir çocuğa hiç mi çocukluğunu yaşayabileceği bir dünya sağlayamıyor?

Kimsenin bir şey yaptığı yok üstat. Kandırma kendini boşuna. Dünyadaki tüm yürek sızlatan hikayeleri, tüm göz yaşı dökülmesi gereken dramları, tüm lanetler okunacak vahşetleri sen ve ben yaptık! Tanrı’nın bu konuyla bir ilgisi yok. Her şey bize ait, lütfen kaçma artık. Gerçekten çok acınacak haldeyiz, aptal bir evrimin ürünüyüz hepimiz. Hem iyilik ister gibi görünüp hem tüm acıların köklerine su serpiyoruz daha gürleşebilmeleri için.

Açıyoruz ve Gazze’li bir çocuk oluyoruz bu video ile.

Sonra bir başka haber bir başka profil, ne görürsek o oluyoruz. Tek yaptığımız şey lanet olasıca bir üzülme durumu. Onun ne kadar samimi olduğu ise senin vicdanının derinliklerinde saklı. Bak vicdanın demiyorum, vicdanının derinlikleri…

Ne olur iyi insan rolü yapmayalım. Biz seçmedik bu hayatları, biz çok iyi değiliz, biz merhametli, temiz kalpli, duyarlı kişiler değiliz. Biz meydan okuyamıyoruz, biz ses çıkaramıyoruz, biz yumruğumuzu masaya vuramıyoruz. Biz dünyadaki her bir insanın değil her bir karıncanın bile karnı tok ve mutlu yaşayabileceği bir dünyanın bencil kısmında yaşama imkanına sahip olmuş ve elindekileri paylaşmaktan aciz, tüm adaletsizliklere görüp haykırmaktan korkan acınası züppeleriyiz.

İyi değiliz. Olmayacağız. Çünkü bahanelere tapıyoruz. Asla onurlu bir hayat yaşamış biri sayılamayacak kadar kötüyüz, kendimizi ne kadar iyi zannetsek de.