Kategoriler
Kahve

Kosova Kahvesi – Grande Millenium Espresso

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

Hoşgeldiniz, kahvenizi nasıl alırdınız?

Güneş gözlüğümün üzerinden bakıp, Tom Waits ses tonuyla; gece kadar siyah, cehennem kadar sıcak, günah kadar tatlı olsun bebeğim cevabını verip, işletmeci sopası yemeden ölmek istemiyorum blog! Bir gün yapacağım bunu!

Neyse; uzun bir aradan sonra yeni bir kahve deneyimimi paylaşmak için blog yazmaya karar verdim.

Kosova Kahvesi

Kosova‘da İtalyan kahve ustaları tarafından farklı kahve çekirdeklerini bir araya getirerek oluşturduğu bir kahve bu. Ürünün paketinde German Standard ibaresi yer alıyor, kahve Brazilya‘dan geliyor, menşei: Arabica, Hindistan, Afrika, ben Türkiye‘deyim, şuncaaz kahve ne kadar fazla yerle bağlantı kurmuş, şaşılacak şey doğrusu.

Kosova Kahvesi - Grande Millenium Espresso 2

Orjin: Brezilya’nın San Paulo bölgesinden gelen doğal arabica, Hindistan ve Afrika robustası
Tadım Profili: Fındıksı Çikolata, Dengeli, yoğun gövdeli
Aroma: Orta
Asidite: Canlı
Gövde: Yoğun

Balkanların kendine has kahve lezzeti, Grande Millennium Espresso çekirdek kahve ile karşınızda. %60 Brezilya Sao Paulo Arabica,  %40 Hindistan ve Afrika Robusta‘sından oluşan kaliteli bir espresso harmanı olan Grande Millennium Espresso, Kosovadan geliyor.

Sitede yer alan açıklamalar bunlar. Paketi açmamla beraber başlayan enfes koku, kahveyi öğütürken tüm evi sarıp; ben senin aradığın kahveyim diyordu resmen. Ben öğütücü olarak Rommelsbacher EKM 200 kullanıyorum. Zamanında amazon.de’den 40 euro’ya almıştım, şimdi Türkiye’de 1000 lira’ya satıyorlar, inanılır gibi değil! Bu arada kahveyi aldığım yerde sipariş verirken belirtirseniz kahvenizi öğüterek gönderiyorlar, illa çekirdek olarak almak zorunda değilsiniz.

Kosova Kahvesi - Grande Millenium Espresso 3

Kahve ile yaptığım ilk denemede harika bir sonuç aldım. Şöyle söyleyeyim, kahveden son yudumumu alalı 45 dakika kadar geçti ve hala damağımda o dengeli fındıksı, çikolatamsı hafif aromayı hissediyorum. İçtiğim esnada ise; kahvenin kokusu yaşayacağın hazza hazırlıyor seni, koku ile başlayan yolculuk, damağından dengeli bitter çikolata ve fındık yoğunluğunda ilerliyor ve tüm algılarını sarıyor. Fincanı bırakasın gelmiyor elinden. :) Burada kahveyi anlatırken en başta bahsettiğim İtalyan ustaların becerileri devreye giriyor sanırım. Robusta ve Arabica dengesini çok iyi sağlamışlar.

Nedir bu Arabica ve Robusta?

Robusta: Kafein oranı en yüksek çekirdek çeşididir. Asya ve Afrika bölgesinde yetişmektedir, Arabica’ya göre daha kolay yetiştirilebildiği ve hasadı daha rahat olduğundan Arabica’ya oranla göre daha ekonomiktir. Daha ekonomik diye kalitesiz muamelesi yapmayın sakın, onun da kendine göre hastaları var. :)

Arabica: Daha tatlı, aromatik, içimi yumuşak bir kahve çeşididir. Yüksek bölgelerde yetiştirilebilir ve epey emek ister. Bu sebeple fiyatı robustaya göre daha yüksektir. En popüler çekirdek arabicadır.

Grande Millenium Espresso‘nun farklılığı da burada ortaya çıkıyor, iki kahvede en dengeli oranı yakalamış, hem kafein, hem aroma, hem de fiyat konusunda en ideali bulmuşlar.

Nereden alalım?

İstediğiniz yerden alın diyeceğim ama her yerde bulamayacağınıza eminim. :) Ben kahve konusunda kahveciniz.com dan ziyadesiyle memnunum ve tavsiye ederim.

Kategoriler
Kahve

Nedir Bu Üçüncü Dalga Kahveci Hareketi?

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

Kahve üzerindeki kalp ve lale şeklinde süt müdür? Duvarları tuğladan, edison ampullü, siyah demir profilli dükkanlar mıdır? Uzun sakal, kemik gözlük müdür, Macbook mudur? İnstagram efekti midir?

Bak gözünüzde canlandı bence bu kadar sorudan sonra. Neden bahsettiğimi anladınız, kahve ama dümdüz de kahve değil, yani diğerleri gibi onu da içerek tüketiyorsun ama bu kahveyse şimdiye kadar içtiklerim neydi diyorsun, haksızlık etmek istemiyorsun, tanımlayamıyorsun, bu yazıyı okurken bile buram buram kahve kokusu geliyor burnuna. Bu akıma okyanusların ötesinde bir isim vermişler; üçüncü dalga kahve demişler.

via GIPHY

İlk Dalga Kahve

İnsanların evlerinde kendilerinin yapabildiği, genellikle çözünebilir kahvelerle ya da geleneksel yöntemlerle tükettiği kahve kültürüydü. Misal ben bir Türk olduğum için kahveyi çaydan sonra marjinallik olsun diye içilen bir şey sanırdım küçükken, hep çay içiyoruz, azcık da kahve mi içseydik acaba denildiğinde ya da misafir geldiğinde evin en kıymetlilerinden görülüp muhafaza edildiği vitrinden çıkarılan bir şey gibiydi sanki. (Şu an kahvaltıda bile kahve tercih ediyorum)

Sonra John Steinbeck’in Gazap Üzümleri kitabını okuduğumda çok şaşırmıştım, insanlar Büyük Buhran döneminde bile kahvelerinden vazgeçmiyorlardı, kahveyi demliyorlardı (e biz suya katıp karıştırıp içerdik?) yemeye bir şey bulamazken çuvallardan kahve çıkarırlardı, yahu keyife bak adamlardaki, çay içsenize hem daha ucuz derdim. Çok kitap okumama rağmen dünya algım öyle kolay açılmadı, kusura bakmayın. dkgdsf :D Her neyse, Gazap Üzümleri gibi bir efsaneyi okumayan varsa mutlaka tavsiye ederim, aradan çok uzun zaman geçmiş olmasına rağmen halen hatırlıyorum o kitabı, ağlayarak bitirmiştim hatta.

Nedir Bu Üçüncü Dalga Kahveci Hareketi? 5
Büyük Buhran döneminde bedava çorba ve kahve için sıraya girmiş insanlar https://catalog.archives.gov/id/541927

İkinci Dalga Kahve

Starbucks diyeyim, Lavazza, Segafredo gibi artık küreselleşmiş, zincirler halinde büyümüş kahve dükkanları olarak değerlendirebiliriz. Kahveyle birlikte insanların sosyalleşebildiği bir kültür aslında. Buluşma alanları, çalışma imkanı sunan, sevgiliyle oturulup vakit geçirilebilen, wifi şifresi ile birlikte tuvalete girebilmek için de taklalar atılan mekanlar buralar. Kahvenin endüstriyelleşmiş hali işte, bas makinenin düğmesine, dökülsün kahve fincana, ver müşteriye. Beğenmedim bunu şöyle yapın demek biraz garip çünkü standardı onlar belirliyor, beğenmiyorsan içme kardeşim, başka bir şey iç!

via GIPHY

Üçüncü Dalga Kahve

İşte burada kahve kahve olmaktan çıkıp sanata dönüşüyor. Hatta sanat ile birlikte bilim de işin içine giriyor, eskiden düğmeye basan, süt ekleyen baristalar şimdi kimyagere dönüşmek zorundalar. Her şey o kadar hassas ki; kahvenin çekirdeğinin menşeinden tutun, kahvenin hangi iklimsel koşullarda ve yükseklikte yetiştiğinden, asit ve aromasına, ne şekilde toplandığından, hangi derecede kavrulduğuna, hangi büyüklükte çekildiğinden, hangi envai çeşit yöntemle, hangi gram, hangi su sıcaklığında, kaç saniye demleneceğine kadar inen devasa bir kültür oldu. Tabi bu noktada kahve de öylesine içilen bir içecek olmaktan çıkıp insanlara damak çatlatan zevkler yaşatan bir içecek haline geldi. Çünkü artık kahve tamamen kişiselleşti, kahve parametrelere bölündü, proje haline geldi. Belki bu üçüncü dalga kahve akımına en çok ilgi duyan meslek grupları arasında yazılımcıların başı çekmesi tesadüf değildir. Aynı yazılım üretme sürecindeki gibi kahve demlemek de onlarca parametrelerin, değişkenlerin birlikteliğinden oluşan bir proje oluverdi. Kendilerinden bir parça buluyor olabilir yazılımcı arkadaşlarım. :) Macbook da tabii ki peşlerinde geliyor. Nasıl açıkladım ama nasıl açıkladım o fotoğraflardaki macbook olmazsa olmaz kuralının mantığını ahaha :D

Bak mesela az önce elime ulaşan Cafe Ambruvase adlı kahvenin üzerinde yazan tanıtım yazısını ekleyeyim buraya, nelere dikkat edildiğine siz karar verin.

Robusta çekirdekleri soğuğa ve neme dayanıklıdır; fakat Arabica kahve çekirdekleri iklime ve toprağa duyarlılık gösterir, ayrıca düzenli bakıma ihtiyaç duyar. Arabica çekirdekleri sadece 900 ile 1800 metre arasındaki yüksek bölgelerde yetişir. Kahve çekirdeği lezzeti sadece yetiştiği bölgeye değil, aynı zamanda iklime ve toprağa da bağlıdır. En kaliteli Arabica çekirdekleri 1500-2000 mm yağış miktarında yağış alan ve 17-22 derece sıcaklığa sahip olan bölgelerde yetiştirilir. Bu çekirdeklerin olgunlaşma süresi 8 ile 10 ay arasında değişir. Uzun sürede olgunlaşan kahve çekirdekleri mükemmel lezzetlerine kavuşur. Sadece en iyi Arabica çekirdekleri ıslak işleme yöntemiyle mükemmel şekilde işlenerek ideal lezzete kavuşur ve Ambruvase Arabica etiketi taşımaya hak kazanır.

via GIPHY

Üçüncü dalga kahve akımında her şey hassas dedim ya, artık kahve demleme şampiyonaları, festivaller düzenleniyor, yemek tarifi gibi kahve tarifi reçeteleri paylaşılıyor, insanlar birbirlerinin metotlarını deneyerek kendince en ideal kahve uyumunu bulmaya çalışıyor. Ben kahvemi Aeropress adındaki cep telefonundan sonra en çok kullandığım aparat ile demliyorum. Yukarıda bahsettiğim Cafe Ambruvase’i ilk kez denedim belki içtiğim en mükemmel kahve değil ama emsalleri arasında öne çıkıyor diyebilirim, aradan neredeyse yarım saat geçmiş olmasına rağmen damağımda hala kahvenin o aromasını alabiliyorum, sanki kahve bittikten sonra bile bir süre sizinle yaşıyor gibi.

Burada tabi önemli olan şey kahvenin markası ya da cinsinden ziyade (tabi onlar da önemli ama esas mesele) çekirdeklerin ne zaman kavruldukları ve ne zaman çekilip paketlendiği, eğer gidip süpermarketten çekirdek ya da öğütülmüş kahve alırsanız minimum 6 ay önce kavrulmuş ve çekilmiş bir kahveyi yudumluyor olmanız çok olası. Üçüncü dalganın en önemli kurallarından biri kahvenin kavrulma ve çekilmesinin üzerinden fazla zaman geçmemesi, yani kahveyi taze şekilde tüketmek. Taze kavrulmuş kahve tedariği konusunda ben kahveciniz.com‘u önerebilirim.

via GIPHY

Bir de hangi yöntemle demliyorsun, o da önemli.

  • Aeropress
  • Wacaco Miniespresso
  • Hario v60
  • Cafflano
  • Moka Pot
  • French Press
  • Chemex

ve Kahve Makineleri gibi seçenekler mevcut. Herkesin zamanla edindiği bir alışkanlığı var, ben Espresso – Americano arasında gidip geldiğimden bana en uygun tercih Aeropress gibi geliyor.

Siz kahvenizi nasıl alırdınız?